2014’te Uşak’a “nefes alacak yeşil bir Kentpark” vaat edildi. Yıllar sonra ortaya çıkan ise ağırlıklı olarak taş ve betonla kaplı bir Millet Bahçesi oldu. Şimdi bir de cami tartışması var. Mesele cami değil; “Bu alan neden vaat edildiği gibi kaldı mı ve gerçekten yeni bir yapıya ihtiyaç var mı?” sorusu.
“Millet Bahçesi’ne cami yapılmalı mı?”
Son günlerde bana da bu soru soruluyor. Konunun içinde “cami” kelimesi geçince insan ister istemez cümlelerini daha dikkatli kuruyor. Çünkü yanlış kurulmuş bir cümle ya da art niyetle yapılmış bir yorum, sizi hiç söylemediğiniz bir yere götürebilir. Bir anda camiye karşıymışsınız, dine karşıymışsınız gibi bir anlam çıkarılabilir.
Oysa benim açımdan tartışılması gereken konu din değil. Hatta tartışılması gereken şey cami de değil. Mesele şehircilik. Mesele ihtiyaç. Mesele yaklaşık 12 yıl önce Uşaklılara anlatılan bir projenin bugün geldiği nokta.
Biraz geriye gidelim.
2013 yılıydı. Yerel seçimlere doğru belediye başkan adayları projelerini açıklıyor, Uşak için hayallerini anlatıyorlardı. 30 Mart 2014 seçimlerinin ardından Nurullah Cahan belediye başkanlığı görevine seçildi. O günlerde bugün Ulu Cami’nin yanında bulunan Yöresel Ürünler Çarşısı, belediye hizmet binasıydı. Nurullah Cahan da o binanın giriş katındaki başkanlık makamında görevine başladı. Cahan’ın dikkat çeken projelerinden biri de bugünkü Millet Bahçesi’nin bulunduğu alanla ilgiliydi. Yanlış hatırlamıyorsam projenin adı o günlerde “Kentpark” olarak ifade ediliyordu.
Peki bize ne anlatılmıştı?
O devasa alandaki okullar başka bölgelere taşınacak, özellikle okul giriş-çıkış saatlerinde İsmet Paşa Caddesi ve çevresinde oluşan trafik yoğunluğu azaltılacak, şehrin tam merkezinde Uşak’ın nefes alabileceği büyük bir yeşil alan oluşturulacaktı. Benim hatırladığım proje buydu. İnsanların yürüyebildiği, oturabildiği, çimlerin üzerinde vakit geçirebildiği, çocukların dolaşabildiği, şehir merkezindeki yapılaşmanın arasında Uşaklıların biraz olsun nefes alabildiği bir alan…
Fikir de güzeldi.
Sonra yıkımlar başladı. Okullar taşındı. Öğretmenevi taşındı. Yıllardır o bölgede bulunan yapılar birer birer ortadan kaldırıldı. Bunlar küçük işler değildi. Bir şehrin merkezinde böylesine büyük bir alanı yeniden düzenlemek ciddi bir irade, ciddi bir bütçe ve uzun vadeli bir planlama gerektiriyordu. Ancak Nurullah Cahan’ın görev süresi projeyi tamamlamaya yetmedi. Ardından Mehmet Çakın dönemi başladı. Sonraki süreçte projenin TOKİ’ye devredildiğini hatırlıyorum. Nihayet yıllardır beklediğimiz alan geçtiğimiz haftalarda hizmete açıldı. Ve ben Eylül ayında gidip gördüğümde açıkçası hayal kırıklığı yaşadım.
Kentpark Beklerken Meydan Çıktı
Çünkü benim 2014’ten beri zihnimde kalan proje ile bugün ortaya çıkan alan arasında ciddi bir fark var. Ben “Kentpark” bekliyordum. Karşıma büyük ölçüde taşla kaplanmış bir meydan çıktı. Elbette peyzaj alanları var, ağaçlar var, yeşillendirme yapılmış bölümler var. Ancak bütününe baktığımda, yaklaşık 12 yıl önce bize anlatılan “şehrin merkezinde nefes alınacak yeşil alan” fikrini göremiyorum.
Özellikle Uşak yazını düşündüğümüzde bu daha önemli hale geliyor.
Biz alanı Eylül ayında gördük. Bir de önümüzdeki yıl Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında görelim. Güneşin altında taşların ısındığı saatlerde insanlar orada ne kadar vakit geçirebilecek? Gölgelik alanlar yeterli olacak mı? Çocuklu bir aile öğlen saatlerinde gidip iki saat oturabilecek mi? Bunlara bakmak lazım. Belki ağaçlar büyüdükçe görüntü değişecek. Belki peyzaj zamanla oturacak. Bunu da peşinen kabul ediyorum. Ama bugün gördüğüm haliyle benim beklediğim Millet Bahçesi bu değildi.
Şimdi de Cami Tartışıyoruz
Tam burada yeni bir tartışma başladı: Millet Bahçesi’ne cami yapılsın mı? Ben bu soruya “Cami yapılsın” veya “Kesinlikle yapılmasın” diye refleksle cevap vermeyi doğru bulmuyorum. Önce başka soruların cevabını vermemiz gerekiyor. O bölgede gerçekten yeni bir camiye ihtiyaç var mı? Mevcut camilerin kapasitesi yetersiz mi? Özellikle cuma ve bayram namazlarında çevredeki camiler dolup taşıyor, insanlar sürekli dışarıda namaz kılmak zorunda mı kalıyor? Bölgenin nüfus, yaya hareketliliği ve gelecekteki kullanım yoğunluğu yeni bir ibadethaneyi gerekli kılıyor mu? Eğer gerçekten böyle bir ihtiyaç varsa, elbette bunun verilerle ortaya konulması ve uygun yerin şehircilik açısından değerlendirilmesi gerekir. Ama sırf “Millet Bahçesi’ne cami de yakışır” düşüncesiyle hareket edilecekse, benim itirazım tam burada başlar. Çünkü şehir planlaması “yakışır” üzerinden yapılmaz. İhtiyaç üzerinden yapılır.
Camiye Karşı Çıkmak Başka, Oraya Cami Yapılmasına Karşı Çıkmak Başka
Bu ayrımı özellikle yapmak gerekiyor. Bir insanın “Bu alana cami yapılmasına ihtiyaç var mı?” diye sorması, camiye karşı olduğu anlamına gelmez. Nasıl ki “Buraya yeni bir okul gerekli mi?” sorusu eğitime karşı olmak değilse, “Buraya cami gerekli mi?” sorusu da dine karşı olmak değildir. Tam tersine, kamunun kullandığı her metrekare için bu soruyu sormamız gerekiyor. Çünkü Millet Bahçesi’ne yapılacak her yeni yapı, oradaki açık alanın bir bölümünü daha ortadan kaldıracak.
Bugün cami deriz.
Yarın sosyal tesis denir.
Öbür gün kafeterya denir.
Sonra başka bir kamu binası gündeme gelir.
Peki geriye “bahçe” olarak ne kalacak?
Asıl sorum bu.
2014’te Böyle Anlatılsaydı…
Bir de meseleyi şöyle düşünelim. 2014 yılında Nurullah Cahan Uşaklıların karşısına çıkıp: “Buradaki okulları ve Öğretmenevi’ni kaldıracağız. Bu binaları başka yerlere taşıyacağız. Sonra alanın büyük bölümünü taşla kaplayacağız ve ileride buraya bir de cami yapacağız.” deseydi, acaba Uşaklılardan aynı desteği alabilir miydi?
Ben pek sanmıyorum. Çünkü o dönem insanları heyecanlandıran şey yeni binalar değildi. Binaların kaldırılmasıydı. Şehrin merkezindeki yapı yoğunluğunun azaltılmasıydı. Oranın açılmasıydı. Yeşillenmesiydi. Nefes almasıydı. Dolayısıyla bugün cami tartışmasını yalnızca “cami olsun mu, olmasın mı?” seviyesine indirgersek asıl meseleyi kaçırmış oluruz.
Önce Şu Sorunun Cevabını Verelim
Benim belediyeden ve bu projede karar sahibi olan kurumlardan öğrenmek istediğim şey çok basit: 2014 yılında Uşaklılara vaat edilen Kentpark projesi neydi, bugün ortaya çıkan Millet Bahçesi nedir ve ikisinin arasındaki fark neden oluştu?
Bunu bilelim. Ardından yeni bir camiye ihtiyaç olup olmadığını konuşalım. Varsa ihtiyacı ortaya koyan verileri görelim. Sonra da gerekiyorsa caminin Millet Bahçesi'nin içinde mi, yakın çevresinde mi yapılmasının daha doğru olduğunu şehir plancıları, mimarlar ve ilgili kurumlarla tartışalım.
Bunun dine saygısızlıkla hiçbir ilgisi yok.
Tam tersine, böylesine önemli bir ibadethanenin siyasi tartışmaların malzemesi yapılmaması için kararın gerçek ihtiyaç üzerinden verilmesi gerekir. Ben cami yapılmasına karşı değilim. Ama “Neden oraya?” diye sormanın da son derece meşru olduğunu düşünüyorum. Çünkü yaklaşık 12 yıl önce Uşaklılara bu alan anlatılırken benim hatırladığım cümle şuydu:
“Şehir nefes alacak.”
Şimdi yapılması gereken, o sözü hatırlamak. Millet Bahçesi gerçekten milletin nefes alacağı bir bahçe olarak kalsın. Camiye ihtiyaç varsa camimizi de yapalım. Ama önce ihtiyacı konuşalım, sonra yerini. Çünkü mesele cami değil. Mesele, Uşak'ın merkezinde yıllar önce açmaya karar verdiğimiz o nefes alanını yeniden binalarla doldurup doldurmayacağımızdır.