"Hatice Hanım için değerlendirme kriterleri aslında o kadar ağır değil. Bu küçük değerlendirmelere kulaklarını kapamazsa dönem sonunda 90 puanı alkışlarla alır"
Hatice Terekeci Özkan’ın belediye başkan vekili olarak seçilmesinin üzerinden henüz 40 gün geçti. Daha iki ay bile dolmadı. Ama Uşak’ta siyaset öyle hızlı akıyor ki, insanlar çoktan not vermeye başladı bile.
Aslında bu durumun kendisi bile dikkat çekici.
Çünkü Hatice Hanım, Uşak kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isim değildi. Belediye Meclisi üyeliği yapıyordu ama aktif siyaset sahnesinde sık gördüğümüz bir profil değildi. Sosyal medyada sürekli görünmüyordu, her tartışmanın içinde yer almıyordu. Daha çok mesleğiyle, avukat kimliğiyle bilinen bir isimdi. Hatta birçok kişiden “iyi insan”, “düzgün karakter”, “efendi kişilik” yorumlarını duyardık ama siyasal reflekslerini, kriz yönetimini, idarecilik yönünü açıkçası çok bilmiyorduk.
Şimdi ise Uşak Belediyesi gibi oldukça yıpranmış, tartışmalı ve ağır bir yükün başında.
Dolayısıyla herkes dikkatle izliyor.
Geçtiğimiz günlerde gazeteci İbrahim Ethem Karahan bir değerlendirme yaparak Hatice Hanım’a 100 üzerinden 50 puan verdi. Üstelik bunu sadece rakam üzerinden değil, uzun uzun gerekçelendirerek anlattı. Açıkçası eleştirilerinin önemli bir kısmı haksız da değildi.
Hemen ardından Uşak basınının en eski isimlerinden Salih Kılınç bir köşe yazısı kaleme aldı ve Hatice Hanım’a 100 üzerinden 80 puan verdi. O da kendi açısından haklı gerekçeler sundu.
Şimdi doğal olarak insanlar şunu sorabilir:
Birisi 50 veriyor, diğeri 80 veriyor; ikisi de nasıl haklı olabilir?
Bence haklılıkları tam da şuradan geliyor:
İkisi de görmezden gelmiyor.
İzliyorlar. Takip ediyorlar.
Yapılanı da yapılmayanı da not ediyorlar.
İşte bu yüzden bu değerlendirmeler kıymetli.
Çünkü şehir adına yapılan geri bildirimler bunlar. Kişisel kavga değil. Siyasi slogan değil. Takip etmenin, gözlemlemenin sonucu.
Benim de elbette eleştirilerim var. Ama açık konuşmak gerekirse, ben henüz erken olduğu kanaatindeyim. Çünkü Hatice Hanım’ın önünde sıradan bir belediye yönetimi yok.
Ortada ciddi şekilde tartışılan, yıpranmış bir düzen var.
Ve bana göre önümüzdeki süreçte Hatice Hanım’ın en önemli görevi yeni bir şey inşa etmekten önce, eskiyi temizlemek olacak.
Çünkü bugün Uşak Belediyesi’nde konuşulan birçok problem, Özkan Yalım döneminde oluşan yönetim anlayışının sonucu olarak görülüyor. Yanlış kadrolaşmalar, yanlış yönlendirmeler, sessizlikler, görmezden gelmeler…
Şimdi burada önemli bir noktayı ayırmak gerekiyor.
Ben “herkesi görevden alsın, herkesi dağıtsın” demiyorum. Ama Özkan Yalım döneminde yanlışlara göz yuman, ses çıkarmayan, belediyedeki bozuk düzene uyum sağlayan kim varsa; Hatice Hanım’ın bunlarla ilgili ciddi bir tavır ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bugün dönüp baktığımızda insanın aklına şu soru geliyor:
Gerçekten kimse hiçbir şeyi görmedi mi?
Bir belediyede avukatlar var, mühendisler var, şehir plancıları var, teknik ekipler var, bürokratlar var… Belediye başkanı her şeyi tek başına bilemez. Hele ki belediyecilik geçmişi çok güçlü olmayan bir yönetim anlayışında, çevresindeki insanların yönlendirmesi daha da etkili olur.
Belki de bugün konuşulan bazı yanlış işlemlerde, yanlış yönlendirmelerin payı vardır.
Ama sonuçta vatandaşın muhatabı belediye başkanıdır.
Bu nedenle Hatice Hanım’ın önünde zor ama önemli bir süreç var. Eğer gerçekten yeni bir sayfa açmak istiyorsa, önce belediyedeki o eski refleksi kırmak zorunda.
Sessiz kalanları…
Göz yumanları…
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla hareket edenleri…
Ayıklamak zorunda.
Üstelik kendisi hukukçu. Bu önemli bir detay.
Çünkü bugün yaptığı incelemelerde geçmişteki işlemlerle ilgili bağlantılar görecektir. Evrak görecektir. Süreç görecektir. Eğer ortada hukuki sorumluluk doğuracak durumlar varsa ve buna rağmen siyasi refleksle hareket edip “yol arkadaşımı koruyayım” düşüncesine girerse, işte o zaman en büyük hatayı yapmış olur.
Hatta açık söylemek gerekirse;
O noktadan sonra eleştirdiği yapının bir parçası haline gelir.
Ben bugün bu yazıda sert eleştiriler yapmak istemiyorum. Çünkü hâlâ zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. İlk intiba önemlidir ama yöneticiler asıl olarak icraatlarıyla değerlendirilir.
O yüzden bugün için sadece beklentilerimi yazıyorum.
Ben dahil olmak üzere birçok insan Hatice Hanım’ın başarılı olmasını istiyor. Çünkü mesele artık kişiler değil; Uşak meselesi.
Şehir yoruldu. İnsanlar yoruldu.
Şimdi herkesin beklentisi şu:
Yeni bir düzen kurulacaksa, önce eski yanlışlarla gerçekten hesaplaşılsın.
Gerisi zaten zamanla belli olur.