Uşak Bağbaşı’nda GES Tartışması: “GES’e değil, yanlış yere karşıyız”

Uşak merkeze bağlı Bağbaşı köyü ve çevresindeki mera, orman ve su havzalarında planlanan Güneş Enerji Santrali (GES) projeleriyle ilgili açılan davada bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. Keşif günü yalnızca Bağbaşı değil; Belkaya, Dağdemirler, Yüce, Yenice, Yaşamışlar, Aşağı Karacahisar, Bozköy ve Altıntaş gibi çevre köylerden gelen vatandaşlar da alandaydı. Köylüler, “Temiz enerjiye karşı değiliz, ancak yanlış yerde yapılan projeler yaşam alanlarımızı yok ediyor” mesajı verdi.

Uğur Medya’nın edindiği bilgilere göre haberin teknik altyapısında, sahadan uzun süredir gözlem ve incelemeler yapan İnşaat Mühendisi Ümit Alp’in aktardığı bilgiler ile ÇED raporları üzerinde yaptığı teknik değerlendirmelerden faydalanıldı.

9 milyon metrekarelik tartışmalı alan

Yaklaşık iki yıl önce Milli Emlak tarafından Bağbaşı köyü sınırlarında bulunan ve yıllardır mera ile otlak olarak kullanılan alanların enerji firmalarına kiralanmaya başlandığı ifade ediliyor. Bölgedeki toplam proje alanının yaklaşık 9 milyon metrekareyi bulduğu belirtiliyor. Söz konusu alanın Altıntaş köyünden başlayıp Aşağı Karacahisar’a kadar uzandığı, çok sayıda pınar, dere, mağara ve doğal yaşam alanını içinde barındırdığı aktarılıyor.

Köylüler, ilk aşamada projelerin sınırlı olacağını düşündüklerini, hayvancılığı, su kaynaklarını ve geçiş yollarını etkilememesi şartıyla sürece temkinli yaklaştıklarını ifade ediyor. Ancak sahadaki çalışmalar başladıktan sonra durumun beklenenden çok daha büyük boyutlara ulaştığını savunuyorlar.

İddialara göre bölgede yürütülen hafriyat ve zemin çalışmaları sırasında doğal bitki örtüsü kaldırıldı, bazı dere yatakları ve pınarlar zarar gördü, mağara oluşumları tahrip edildi ve köylülerin yıllardır kullandığı geçiş yolları kapatıldı. Özellikle Frig Vadisi başlangıç hattındaki doğal mağaraların zarar gördüğü yönündeki iddialar dikkat çekiyor.

Bilirkişi keşfinde yoğun katılım

Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi heyeti keşif için öğle saatlerinde bölgeye geldi. Köy muhtarları, vatandaşlar ve davayı takip eden avukatlar heyete saha hakkında bilgi verdi. Bağbaşı köyünden süreci takip eden ve içlerinde avukatların da bulunduğu hukuk ekibi, ÇED raporundaki eksik ve hatalı olduğu öne sürülen noktaları bilirkişilere anlattı.

Yaklaşık üç buçuk saat süren incelemelerde heyetin bölgeyi yerinde gezdiği, su kaynaklarını, mera alanlarını ve hafriyat çalışmalarını incelediği öğrenildi.

Köylüler keşif heyetini alkışlarla karşılarken, bölgede yaşayan yılkı atlarını hatırlatmak amacıyla keşif güzergâhında atlarla da yer aldı. Gün boyunca sık sık şu sloganlar yükseldi:

● “Bu mera çocuklarımızın geleceği”

● “Suyumuza dokunmayın”

● “Toprağımızı değil, geleceğimizi savunuyoruz”

Köylüler, gösterdikleri tepkinin yalnızca kendi köyleri için değil, gelecek nesiller için olduğunu ifade etti.

ÇED raporunda hangi iddialar öne çıkıyor?

Bölge halkının dava sürecindeki temel dayanaklarından biri ÇED raporunda yer aldığı öne sürülen eksiklikler. İnşaat Mühendisi Ümit Alp’in teknik değerlendirmelerine göre öne çıkan başlıklar şöyle:

Mera ve köyler yeterince değerlendirilmedi iddiası

Projeden yalnızca Bağbaşı köyünün değil, çevredeki birçok köyün mera ve otlatma alanlarının etkilendiği belirtiliyor. Ancak bazı köylerde yaşayan hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yeterince bilgilendirilmediği ileri sürülüyor.

Su kaynaklarıyla ilgili riskler

Uzmanlara göre bölge yalnızca yüzeyde görülen bir arazi değil; aynı zamanda yer altı su sistemleri açısından hassas bir yapı taşıyor. Bölgede mağaralar, pınarlar ve dere geçişleri bulunuyor. ÇED raporunda kapsamlı hidrojeolojik çalışma bulunmadığı, bu nedenle yapılacak kazı ve hafriyatın yer altı su damarlarına etkisinin yeterince bilinmediği ifade ediliyor.

Ayrıca hafriyat sırasında ortaya çıkan malzemelerdeki ağır metal risklerinin de yer altı sularına karışabileceği yönünde endişeler dile getiriliyor.

Yaban hayatı ve göç yolları

Köylüler ve çevreciler, bölgede yaşayan yılkı atlarının ve göçmen kuşların raporlarda yeterince değerlendirilmediğini savunuyor. Altıntaş Göleti’nin kuşlar açısından önemli bir su içme ve geçiş noktası olduğu belirtilirken, bölgenin birçok canlı için doğal yaşam koridoru niteliğinde olduğu ifade ediliyor.

Ekonomik katkı tartışması

ÇED raporlarında projelerin yöre halkına istihdam sağlayacağı belirtilmesine rağmen, köylüler mevcut inşaat sürecinde yerel istihdamın neredeyse oluşmadığını öne sürüyor. Bu nedenle raporlardaki ekonomik katkı değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığı iddia ediliyor.

Uğur Medya Gündeme Taşıdı, Uşak Belediyesi Anında Müdahale Etti
Uğur Medya Gündeme Taşıdı, Uşak Belediyesi Anında Müdahale Etti
İçeriği Görüntüle

“Önce insan, önce doğa”

Bölgedeki vatandaşların ortak mesajı ise dikkat çekici: “GES’e değil, yanlış yere karşıyız.”

Köylüler, Türkiye’nin daha verimsiz ve çorak alanlarında benzer enerji yatırımlarının yapılabileceğini, buna karşın mera, orman, su havzası ve tarım alanlarının enerji projelerine açılmasının geri dönüşü zor sonuçlar doğuracağını savunuyor.

İnşaat Mühendisi Ümit Alp de süreçle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Köylünün toprağı enerji piyasasına kurban edilemez. Şirket kazanacak diye köyler kurutulamaz. Burada insanlar yalnızca araziyi değil, yaşam alanlarını savunuyor” ifadelerini kullandı.

Dava sürecinin önümüzdeki aylarda bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasıyla yeni bir aşamaya geçmesi bekleniyor. Bölge halkı ise mücadelelerini “Önce insan, önce doğa, sonra enerji” anlayışıyla sürdürmeye kararlı olduklarını söylüyor.