Bugün insanlığın en büyük sorunu hakikatten kopmuş bir bilinçle yaşamaya çalışmasıdır.

HAKİKATI HATIRLAYIŞ VE ÖZE DÖNÜŞ!


Bugün insanlığın en büyük sorunu hakikatten kopmuş bir bilinçle yaşamaya çalışmasıdır. Hak ile bağı olmadığı için anlam krizi yaşanmaktadır. Bilinmelidir ki yaşadıklarını anlamlandıramayan hiçbir birey ne mutlu ne de huzurlu olabilir.


İmkanların var olduğu lakin anlamın olmadığı bir hayatta yaşamak kolay değildir. İnsan ne için yapması gerektiğini, yaptığının ne işe yaradığını bilmelidir. Bilgiyi hikmete dönüştürebilmelidir. Nasıl yapacağı bilgisini neden yapacağı bilgisi ile birleştirmelidir. Kalp, akıl ve ruh arasında bağ kurulmalıdır ki yönümüz belli, saflarımız dik ve düzgün olsun.


“Ben” içine sıkışmış bireylerden “biz” bilinci oluşmaz. Biz bilinci içinde olmayanın da ne kendine ne de topluma faydası olmaz. Kalabalıklar içinde kalıp yalnızlığın tercih edilmesi insanı merhametsiz eder. Sorumluluklarını görmez. Emanet duygusu gelişmez. Sonunda hayatı kaygıyla, korkuyla, hazla, hızla dolar. Bu durum hüsrandır, acıdır, depresyondur. Bu kişiler dünya için birer parazittir.


Tüketim çağında hız ve hazza takılmadan huzurlu olmak ancak sorumluluklarımızın farkındalığıyladır. Öncelikle kendimize akabinde içinde olduğumuz ortama hizmet etmeliyiz. Bugün vicdanlarını körelten, egolarının esiri olup ellerindeki güçle zulüm yapan insanların açtıkları yaralar sarılamaz durumdadır. Parçalanan evler, hayatlar, bedenler, akıllar ve kalpler tekrar birleşmelidir.


Artık ayağa kalkma zamanıdır. Kıyamda olma zamanı. Yeniden ümmet şuuruyla Rabbani çizgide buluşma zamanıdır. Teknoloji çağında, bilginin hızla paylaşıldığı zamanımızda bizzat yaşayarak geçtiğimiz olaylara şahit olma zamanıdır. Şahit olmak hatırlamaktır. Şahit olmayan hakkı ayakta tutamaz. Bilgilerini eylem haline geçiremez. İlmi boyutta doğruyu emir ve yasakları bilir. Kalbi boyutta da inanır, sever, korkar ve umutla bağlanır. Lakin sorumluluk bilinci ile ayağa kalkmazsa bilgi ve inancı hakkı söyletmez. Korku bataklığı içine batırır. Yükünü taşıyamaz duruma gelir ki bu tam da bitiş halidir. Bilinçli ama eylemsiz bir farkındalık olur.


İmanın en yüksek boyutu şahitlik etmektir. Bedel ödeyerek şehit olmanın hayat bulmuş haline şahit olmak denir. Şahitlik var olmaktır. Şahitlik varlığını kabul etmek demektir. Şahitlik seni yaratanın kabul etmesidir. Muhatap olmak demektir. Muhatap olan güçlü olandır. Kulluk makamıdır. Abd olma makamıdır. Abd olmayan resul olamaz. ABDUHU VE RESULUHÜ…


Eğer bilgi var şahitlik yoksa insanın potansiyeli açığa çıkamaz. Potansiyelini açığa çıkaramayan kurban psikolojisinden çıkamaz. Hayatın içinde aktif rol üstlenemez. Bilgi ve şahitlik toplumsal bilinç için önemlidir. Bu bilginin hayattaki etkisi cenneti mutluluktur. Cenneti mutluluğu yaşamayan gerçek cennetin içine girse de anlamaz.
Cennneti mutluluğa şahit olmak ancak içinde olmakla yani yaşamakla olur. Yaşamayan anlatamaz. Anlatsa bile bilgi boyutundan anlattığı için kalpte yer etmez. Yaşamak insanı hakikatin bizzat temsilcisi kılar. Temsil etmek de bilmekle değil yaşamakladır. Yaşamak ve gerektiğinde bedel ödemekledir. Bedeli ödenmeyen hiçbir şey hak ediş değildir. Şahit olmayan hakikati bilir ama diri olmaz.


Bugün artık bireysel hayırların yetersiz kaldığı bir dünyada yaşamaktayız. Birlikte hayrı çoğaltma, hakikati hatırlatma ve insanı özüne döndürmek gayreti içinde olmalıyız.
Ves-Selam…


Aile Danışmanı Asiye Türkan