Bekçiyi okul önlerine değil çocuklarımızın içine dikmeliyiz
Artan Endişeler ve Çözüm Arayışları
Çocuklarımız ve gençlerimizde giderek artan olumsuz tutum ve davranışların nasıl bir noktaya geldiğini ne yazık ki son zamanlarda daha net görür olduk. Bu durum hem anne babaların hem de öğretmenlerin endişelerini oldukça artırmıştır. Bu endişeler beraberinde “Acaba çocuklarımıza veya öğrencilerimize nasıl yaklaşmalıyız, onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için olumsuzluklardan nasıl uzak tutmalı, korumalı ve eğitmeliyiz?” şeklinde soru işaretlerini de getirmektedir.
Haliyle çoğalan bu tarz sorulara çeşitli cevaplar da gündemde yerini almaya başladı. Gündemdeki önerilerden biri de okulların önüne polis ve bekçi dikmek şeklindeydi. Peki bu tarz önlemler çocuklarımızı ve gençlerimizi gerçekten tüm tehlikelerden korumak ve onların iyi birer insan olmaları adına yeterli olabilir mi? Hem uzman bakış açısıyla hem de yapılan araştırmalar ışığında bu tarz önlemlerin yeterli olmayacağı görüşündeyim.
Sevgi Temelli Eğitim ve Emanet Bilinci
Çocuklarımız öncelikle anne babaların ve tüm insanların emanetidir. Bu bakımdan onlar hem büyük bir hediye hem de bir imtihandır. Her insan kendisine verilen emaneti koruyup kollamak ister. Bunun temelinde ise sevgi yatmaktadır.
Temeli sevgiyle kurulan bir yuvada yetişen çocuklar ve gençler olumlu değerlere daha çok yönelecek ve bu değerleri ilke edinecektir. Çocuklarınızı ve öğrencilerinizi çok sevin. Ancak bu sevginin, onların tüm taleplerini sınırsızca yerine getirmek anlamına gelmesine izin vermeyin. Aksi halde bu durum yozlaşmaya sebep olabilir.
İnsanın Fıtratı: Nefs ve Ruh Dengesi
Yozlaşma, insanın fıtratında var olan bir eğilimdir. Bu fıtratı anlamak için insanı sadece psikolojik açıdan değil, manevi açıdan da ele almak gerekir. Tasavvufi bakış açısına göre insan; fiziksel beden, nefs ve ruhtan oluşur.
Nefsin manevi kalbinde doğuştan itibaren karanlık ve 19 grup afet (kin, nefret, yalan, zulüm, zan, cehalet, öfke, kıskançlık, küfür, cimrilik, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, iptilalar, vefasızlık, mürailik, fitne ve fesat) bulunur. Buna karşılık ruhun manevi kalbinde ise aydınlık ve 19 grup haslet (sevgi, iman, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekinet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketumiyet, hakikat, faziletler, vefa, ihlas ve tevhit) yer alır.
Sınır Koymak ve Doğru Yönlendirme
Çocuklarımızın ve gençlerimizin nefsani talepler doğrultusunda istediği gibi davranmasına müsaade etmemek; anne babaların, öğretmenlerin ve toplumun ortak sorumluluğudur.
Çocukların her istediğini almak onların gelişimine değil, yozlaşmasına katkı sağlar. Eğer bir şey verilecekse, bunun bir sebebe bağlı olması gerekir. Bu yaklaşım çocuğu doğru istikamete yönlendirir ve gelişimine katkı sağlar.
Aynı zamanda çocukların kendilerini ifade etmelerine fırsat tanımak da önemlidir. Onları dinlemeden karar vermek doğru değildir. Ancak kararlılık gösterilmesi gereken durumlarda, çocukların inadından daha güçlü bir duruş sergilenmelidir. Şiddet ve hakaret ise kesinlikle kaçınılması gereken yöntemlerdir.
Özgürlük, Sorumluluk ve Dijital Denetim
Herkesin özgürlüğü, başkalarının özgürlüğüne zarar verdiği noktada sona erer. Bu bilinç çocuklara mutlaka kazandırılmalıdır. Başkalarına verilen rahatsızlıkların bir karşılığı olduğu anlatılmalıdır.
Günümüzde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de çocukların dijital dünyadaki yaşamlarıdır. İzledikleri içerikler, oynadıkları oyunlar ve iletişim kurdukları kişiler mutlaka denetim altında tutulmalıdır. Bu denetim baskı yoluyla değil, bilinç kazandırarak yapılmalıdır.
İçsel Bekçi: Ahlak ve Erdem
Çocuk ve gençlerimiz geleceğin büyükleridir. Onları geleceğe hazırlamanın yolu, dışarıdan bir bekçi koymaktan değil, içlerine bir bekçi yerleştirmekten geçer. Bu bekçi; ahlak, erdem ve fazilettir.
Bu değerler zorla değil, sevgiyle kazandırılabilir. Çocukların hem kendilerini hem çevrelerini sevebilmeleri için doğru yönlendirilmesi gerekir. Manevi gelişim de bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Sevgiyle İnşa Edilen Gelecek
İnsanın iç dünyasında sevgi ve aydınlık arttıkça, davranışları da olumlu yönde değişir. Bu değişim hem bireysel hem toplumsal ilişkileri etkiler. Her bireyin bu yönde gelişim göstermesi, daha yaşanabilir bir dünyanın kapılarını aralar.
Zorlu Ama Değerli Bir Yol
Çocuklarımızı ve gençlerimizi sevgiyle ve akılcı bir yöntem olan ikna yöntemiyle doğru tutum ve davranışlara yönlendirmek çok dik bir yokuşa benzer. Bu dik yokuşu kalıcı bir şekilde ve kolaylıkla aşarak çocukların ve gençlerin doğru düşünme alışkanlıklarını artırmak için uzman desteği almanız oldukça önemlidir.
Yalnız değilsiniz. Çocuklarımız ve gençlerimizden hepimiz sorumluyuz. Birlik ve beraberlik içerisinde bu dik yokuşu sevgiyle aşarak aydınlık bir geleceğe emin adımlarla yürümek dileğiyle..
Uzman Psikolojik Danışman
Aile Danışmanı
Melek HÜSEN



