Uşak’ta katıldığı, Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat isimli radyo programında değerlendirmelerde bulunan Avukat Baki Kantar, son yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Türkiye’deki yansımalarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Türkiye’de istinaf, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi gibi iç hukuk yolları varken vatandaşların neden AİHM’e gitmek zorunda kaldığını sorgulayan Kantar, “Yerel mahkemelerde daha titiz ve hassas bir yargılama süreci işletilse, birçok dosya üst mahkemelere hatta Avrupa’ya taşınmadan çözülebilir” dedi.

Kantar, adaletin sadece sağlanmasının değil, toplumda buna olan inancın korunmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bugün toplumda adaletin gerçekleştiğine dair inanç giderek zayıflıyor. Bu durum vatandaşları iç hukuk yollarını sonuna kadar zorlamaya ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeye yöneltiyor” ifadelerini kullandı. Özellikle bazı mahkeme kararlarının uygulanmamasının hukuk düzeninde ciddi bir kargaşaya yol açtığını belirten Kantar, “En yüksek yargı organının kararlarının dahi tartışmaya açılması, sistemin kendi içinde çelişki yaşadığını gösteriyor” diye konuştu.

Uluslararası yükümlülüklere de dikkat çeken Kantar, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler gereği AİHM kararlarının uygulanmasının bir devlet taahhüdü olduğunu ifade ederek, “Eğer bu kararlar uygulanmayacaksa bunun yolu bellidir; aksi halde imza atılan sözleşmelere uyulması gerekir. Bu, devletin itibarıyla doğrudan ilgilidir” dedi. Aksi durumun hukuk sistemine olan güveni daha da zedelediğini dile getiren Kantar, kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflamasının da bu süreçte etkili olduğunu savundu.

Ekran Görüntüsü 2026 04 13 172028

Avukatlık mesleğinin doğası gereği “muhalif” bir karakter taşıdığını belirten Kantar, bu durumun yanlış anlaşıldığını ifade etti. “Avukatın görevi yapılan işlemi sorgulamak, hatayı ortaya koymak ve doğruya ulaşılmasına katkı sağlamaktır. Bu muhalefet değil, hukukun gereğidir” diyen Kantar, baroların da toplumsal konularda söz almasının doğal olduğunu söyledi.

Çevre ve yaşam hakkı mücadelelerine de değinen Kantar, özellikle Akbelen Ormanı ve Murat Dağı gibi bölgelerde yaşanan gelişmeler üzerinden önemli mesajlar verdi. Vatandaşların doğayı, suyu ve yaşam alanlarını koruma çabasının temel bir hak olduğunu vurgulayan Kantar, “Devlet bir bütündür ancak uygulayıcıların kararları tartışılabilir. Özellikle bilirkişi raporları ve teknik süreçlerde ciddi sorunlar yaşanabiliyor” dedi.

Özgür Özel Kütahya mitinginde Yalım’a değinmedi
Özgür Özel Kütahya mitinginde Yalım’a değinmedi
İçeriği Görüntüle

Tutuklama uygulamalarına da değinen Kantar, ceza hukukunda tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini hatırlatarak, “Tutuklama bir istisnadır ancak bugün neredeyse sıradan bir uygulama haline geldi. Bu durum hem bireysel özgürlükler hem de adalet algısı açısından ciddi riskler barındırıyor” şeklinde konuştu.

Açıklamalarının sonunda toplumsal duyarlılığa da vurgu yapan Kantar, hukuk sisteminin sağlıklı işlemesi için hem kurumların hem de vatandaşların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti.