Ülke Gündemi

Avukat Baki Kantar’dan çarpıcı uyarı "Açlık kapıyı çalıyor"

Gıdanın, teknolojik gelişmelerden çok daha temel bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Avukat Baki Kantar, “İHA da yapsak, uçak da üretsek, bunları yiyemeyiz."

Abone Ol

UĞUR FM’de yayınlanan “Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat” programına konuk olan Avukat Baki Kantar, tarım, eğitim ve kırsal yaşam üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kantar, özellikle tarımsal üretimin ihmal edilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Kantar, Türkiye’nin gıda konusunda dışa bağımlı hale gelmesinin risklerine dikkat çekerek, “Bugün buğday ithal edebiliriz. Ancak yarın bu kapılar kapandığında, tıpkı enerji hatlarında yaşanabilecek krizler gibi, toplum olarak açlıkla karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı. Gıdanın, teknolojik gelişmelerden çok daha temel bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Kantar, “İHA da yapsak, uçak da üretsek, bunları yiyemeyiz. İnsan yaşamı için esas olan gıdadır” dedi.

Konuşmasında köy yaşamındaki değişime de değinen Kantar, geçmişte köylerdeki okulların sadece eğitim değil, aynı zamanda milli ve sosyal değerlerin yaşatıldığı merkezler olduğunu belirtti. Bayrak törenleri, İstiklal Marşı ve milli bayram kutlamalarının çocukların gelişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Kantar, köylerin boşalmasıyla birlikte bu değerlerin de zayıfladığını söyledi.

Kantar, köy okullarının kapanması ve kırsal yaşamın gerilemesiyle birlikte yeni nesillerin tarımdan uzaklaştığını belirterek, “Bugün şehirde yetişen bir genç arpayla buğdayı ayırt edemeyebiliyor. Bu durum geleceğimiz açısından endişe verici” diye konuştu.

Eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kantar, geçmişte öğretmen okullarının yaygın olduğunu ve mezunların doğrudan göreve başlayabildiğini hatırlattı. O dönemde öğretmenliğin bir ideal ve yaşam biçimi olarak benimsendiğini ifade eden Kantar, günümüzde ise eğitim sisteminin sık sık değişmesinin sorunlara yol açtığını dile getirdi.

Kantar, çözümün köy ve tarıma yeniden yönelmekten geçtiğini vurgulayarak, “Kendi kendine yetebilen bir üretim modeli oluşturmak zorundayız. Köye dönüşü sağlayacak kalıcı politikalar artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.