Gazze’de üç yılın ardından değişmeyen gerçek: Siviller hâlâ ölüm, açlık ve yıkımla karşı karşıya

7 Ekim 2023’te başlayan süreç, üç yılın ardından Gazze’de milyonlarca insanın hayatını derinden etkileyen soykırım büyük bir insani trajediye dönüştü. Çocuk, kadın, yaşlı ya da genç demeden sivillerin yaşamını yitirdiği; evlerin, hastanelerin, okulların, altyapının ve yaşam alanlarının ağır biçimde tahrip edildiği Gazze’de insanlık adına cevaplanması gereken sorular hâlâ ortada duruyor.

Bugün 7 Ekim.

Bu tarih, yalnızca bir saldırının ya da savaşın yıl dönümü olarak değil; insanların yaşama hakkının, güvenliğinin ve temel ihtiyaçlara erişiminin hatırlanması gereken bir farkındalık günü olarak da değerlendirilmelidir.

Asıl mesele insanın yaşam hakkıdır

Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da, İran’da, Ukrayna’da, Afrika’nın farklı bölgelerinde ya da dünyanın herhangi bir yerinde…

Gazze Cocuklar

İnsan haklarının ölçüsü coğrafyaya göre değişmemelidir.

Bir çocuğun yaşam hakkı hangi ülkede doğduğuna göre değer kazanmamalı ya da kaybetmemelidir. İnsanların güven içinde yaşama, eğitim alma, sağlık hizmetine ulaşma, temiz suya erişme ve barınma hakkı evrenseldir.

Bu nedenle Gazze’de yaşanan soykırım ve katliama aynı yıllar önce Bosna'da yaşandığı gibi tepki göstermek yalnızca Filistin meselesine ilişkin bir siyasi tercih değil, insan hayatının değerini savunma meselesidir.

Dünya kurumları sessiz kaldıkça sorumluluk büyüyor

Gazze’de yaşanan ağır insani tablo karşısında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların, Avrupa ülkelerinin, insan hakları mekanizmalarının ve uluslararası siyasetin etkili bir çözüm ortaya koymakta yetersiz kalması, dünyanın vicdanında ciddi bir soru işareti oluşturuyor.

Aynı şekilde 57 İslam ülkesinin de ortaya koyduğu cılız tepkinin, yaşanan acıların büyüklüğü karşısında yeterli olup olmadığı tartışılıyor.

Çünkü insan hakları yalnızca güçlü ülkelerin ihtiyaç duyduğunda hatırlayacağı bir kavram değildir.

İnsan hakkı, herkes için insan hakkıdır.

Üç yıl önce başlamadı

7 Ekim 2023, Gazze’deki yıkımın dünya gündeminde yeni bir döneme girdiği tarih olabilir. Ancak Filistin topraklarında yaşanan işgalin, yerinden edilmelerin ve ağır insani sorunların tarihi çok daha gerilere uzanıyor.

Bu nedenle bugün yalnızca son üç yılda yaşananları değil, bölgedeki uzun süreli çatışma ve mağduriyet döngüsünü de hatırlamak gerekiyor.

Ama bugün yapılması gereken, geçmişin bütün tartışmalarında kaybolmak değil; bugün yaşayan insanların hayatını kurtarmaya ve gelecekte benzer acıların yaşanmasını engellemeye odaklanmak.

“Ben ne yapabilirim?” diyenlere: Boykot

Peki sıradan vatandaş ne yapabilir?

Siyasetçi değiliz. Devlet yönetmiyoruz. Uluslararası kuruluşlara yön vermiyoruz.

Ama tüketiciyiz.

Satın aldığımız ürünler ve kullandığımız markalar üzerinden ekonomik tercihlerimizi ortaya koyabiliriz.

Bu nedenle 7 Ekim, “Boykot ve Duyarlılık Günü” olarak değerlendirilebilir.

İsrail’in soykırım ve saldırılarını, sivillere yönelik politikalarını protesto etmek isteyen vatandaşlar, İsrail veya ABD menşeli olduğu bilinen ya da İsrail'e ekonomik destek sağladığına ilişkin güvenilir bilgiler bulunan ürün ve markalar konusunda kendi tercihlerini gözden geçirebilir.

Buradaki amaç herhangi bir ülkenin halkına, herhangi bir dine veya topluluğa karşı düşmanlık oluşturmak değil; savaş politikalarına, sivillerin öldürülmesine ve insan hakları ihlallerine karşı barışçıl ve ekonomik bir tepki ortaya koymaktır.

Boykot, vatandaşın elindeki barışçıl güçtür

Bir ürünün satın alınmaması küçük bir hareket gibi görünebilir.

Bir kişinin tercihi belki büyük şirketlerin bilançosunu değiştirmez.

Ancak milyonlarca insan aynı tercihi yaptığında tüketici davranışı ekonomik bir mesaja dönüşebilir.

Dünyanın farklı yerlerinde tüketici boykotlarının şirketleri açıklama yapmaya, kampanyalarını değiştirmeye veya bazı uygulamalarından geri adım atmaya zorladığı örnekler bulunuyor.

Uşak'ta şok karar: "Mahkeme, tavukçuları haklı buldu"
Uşak'ta şok karar: "Mahkeme, tavukçuları haklı buldu"
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle boykot, elinden çok fazla şey gelmediğini düşünen sıradan vatandaşın ortaya koyabileceği barışçıl, demokratik ve bireysel bir protesto biçimi olarak değerlendirilebilir.

Bir günlüğüne bile olsa farkındalık

Bugün herkes hayatını değiştirmek zorunda değil.

Ama herkes bir günlüğüne bile olsa ne satın aldığını, parasının nereye gittiğini ve tüketiminin hangi şirketleri desteklediğini sorgulayabilir.

Bir kahve…

Bir hamburger…

Bir ayakkabı…

Bir telefon…

Bir kıyafet…

Bir temizlik ürünü…

Bir günlük tercih bile, insanın kendi vicdanıyla yaptığı bir muhasebenin başlangıcı olabilir.

7 Ekim’de çağrı: Sessiz kalmayalım

7 Ekim’i bir kavga, nefret veya düşmanlık günü haline getirmek yerine insanlık, vicdan ve duyarlılık günü olarak değerlendirebiliriz.

Gazze’deki çocukların, kadınların, yaşlıların ve sivillerin yaşam hakkını savunabiliriz.

Dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların öldürülmesine karşı çıkabiliriz.

Ve bunu yaparken kimseye düşman olmadan, kimseyi ötekileştirmeden, yalnızca “Siviller ölmesin, çocuklar ölmesin, insanlar güven içinde yaşasın” diyebiliriz.

Çünkü dünya gerçekten daha güzel, daha adil ve daha huzurlu bir yer olabilir.

Bunun için bazen büyük makamlar, büyük ordular veya büyük siyasi güçler gerekmiyor.

Bazen bir insanın verdiği küçük bir karar yeterlidir.

7 Ekim’i unutmayalım.
7 Ekim’i duyarlılık günü yapalım.
7 Ekim’i boykot günü olarak değerlendirelim.
Ve zulme karşı, insanlık adına, vicdanımızla sessiz kalmayalım.