Uşak'ta Bağbaşı Köyü mevkiinde yaklaşık 60 hektarlık alanda planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesine ilişkin tartışmalar sürerken, Aktivist Funda Akcura sosyal medya hesabından önemli açıklamalarda bulundu. Akcura, Dünya Çevre Günü kapsamında çevre hassasiyeti üzerine yapılan açıklamaları hatırlatarak, aynı duyarlılığın Bağbaşı Köyü’nde yaşanan süreç için de gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Bağbaşı Köyü yakınlarında planlanan ve halen yargı süreci devam eden GES projesinin inşaatına, açılan iptal davasının sonucu beklenmeden başlandığını belirten Akçura, köylülerden gelen şikâyetlerin ciddi boyutlara ulaştığını ifade etti.
“Köylülerimizin aktardıklarına göre proje sahasında yürütülen çalışmalar sırasında en az dört-beş köyün ortak kullanımındaki meralar zarar görmüş, hayvanların su ihtiyacını karşıladığı göletler ortadan kaldırılmış, çok sayıda çeşme kullanılamaz hale gelmiş ve doğal su akışını sağlayan dere yatağı taş ve toprakla doldurulmuştur” diyen Akcura, bu iddiaların kamu kurumları tarafından titizlikle araştırılması gerektiğini vurguladı.
“Mera ve Su Kaynakları Kırsal Yaşamın Temelidir”
GES yatırımlarının yenilenebilir enerji açısından önemli olduğunu ancak çevresel etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Akcura, özellikle kırsal alanlarda mera ve su kaynaklarının korunmasının hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Uzmanların da mera alanlarının yalnızca otlatma sahası değil, aynı zamanda bölgesel ekosistemin önemli bir parçası olduğuna dikkat çektiğini belirten Akçura, su kaynaklarının zarar görmesinin hem biyolojik çeşitlilik hem de kırsal üretim açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
“Köylüler Üzerinde Baskı Oluşturulduğu İddiaları Aydınlatılmalıdır”
Akcura, köylüler tarafından dile getirilen bazı iddiaların da kamuoyu vicdanını rahatsız ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Hayvanlarını otlatmaya götüren kadınların fotoğraflarının çekildiği, köylüler ile şirket çalışanları arasında zaman zaman gerginlikler yaşandığı ve şirket temsilcilerinin siyasi destek imasında bulunan ifadeler kullandığı yönünde beyanlar bulunmaktadır. Eğer bu iddialar doğruysa, bu durum yalnızca bir çevre meselesi olmaktan çıkmakta, yurttaşların devlete ve hukuk sistemine duyduğu güveni de etkilemektedir.”
“Siyasi İktidarın Adı Kullanılarak Baskı Kurulamaz”
Taykar Enerji tarafından davalık sahada kurulan yemekhane çadırında iktidar partisini çağrıştıran ve üzerinde “Türkiye Yüzyılı” ifadesi bulunan materyallerin kullanıldığı yönündeki iddialara da değinen Akcura, bu durumun köylülerde şirket faaliyetlerinin siyasi destekle yürütüldüğü yönünde bir algı oluşturduğunu söyledi.
“Bir şirketin, siyasi iktidarın desteğini arkasına aldığı izlenimi vererek vatandaşlar üzerinde baskı kurmaya çalışması kabul edilemez. Böyle bir durumda ilk tepkiyi göstermesi gerekenler, adı kullanılan siyasi partinin yöneticileri ve seçilmiş temsilcileridir” ifadelerini kullanan Akcura, AK Parti il ve ilçe yöneticileri ile milletvekillerini köylülerin dile getirdiği baskı ve tehdit iddiaları karşısında açık tavır almaya davet etti.
“Uşak’ın Doğal Varlıkları Korunmalıdır”
Geçtiğimiz hafta “Dünya Çevre Günü” nedeniyle çevre konusunda çok değerli paylaşım yapan AKP il ve ilçe yöneticileri ile milletvekillerinin Uşak için daha duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Akcura; Uşak’ın son yıllarda yoğun maden ve enerji yatırımlarının baskısı altında bulunduğunu, özellikle Kışladağ Altın Madeni ve benzeri projelerin çevresel etkilerinin kamuoyunda uzun süredir tartışıldığını hatırlattı.
“Su kaynaklarının, tarım alanlarının ve meraların giderek daha fazla baskı altında olduğu bir süreçten geçiyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımları elbette önemlidir ancak bu yatırımlar planlanırken çevresel sürdürülebilirlik, kırsal yaşamın devamlılığı ve halkın katılımı ilkeleri göz ardı edilmemelidir” diyen Akcura, tüm siyasi partileri ve seçilmişleri, temsil ettikleri halkın yanında durmaya ve kamu yararını önceleyen bir tutum sergilemeye çağırdı.
Akcura, Bağbaşı Köyü’nde yaşanan sürecin yalnızca bir enerji yatırımı meselesi olmadığını, aynı zamanda yaşam alanlarının, su kaynaklarının ve kırsal üretimin korunması mücadelesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.