Uşak'ta Gündem

UŞAK İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR, AMA HERKES DERİN UYKUDA!

Uşak Valiliği'nin, Uşak milletvekillerinin, belediye başkanlarının, ilgili bakanlık temsilciliklerinin ve tüm kamu kurumlarının süreci çok daha yakından takip etmesi gerekiyor. Şehrin geleceğini ilgilendiren böylesine büyük bir konuda vatandaşın aklındaki sorular cevapsız bırakılmamalıdır.

Abone Ol

UŞAK İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR, AMA HERKES DERİN UYKUDA!

Av. Hüseyin Ufuk Uğur: “Bugün Sessiz Kalınırsa Yarın İçecek Su Bulamayabiliriz”

“Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat” radyo programına katılan Avukat Hüseyin Ufuk Uğur, Uşak'ta gündemi yoğun bir şekilde meşgul eden madencilik konusuna da değindi. Uşak son yılların belki de en kritik dönemeçlerinden birine doğru ilerlediğini, bir tarafta madencilik ve enerji yatırımları adı altında yürütülen çalışmalar olduğunu, diğer tarafta ise şehrin geleceğini belirleyecek su kaynakları, tarım alanları ve doğal yaşam alanlarının risk altında olduğunu vurguladı.

Avukat Hüseyin Ufuk Uğur'un radyo konuşmasından dikkat çeken kesitleri Uğur Medya okuyucuları için derledik:

BU ŞEHİR SADECE BİZİM DEĞİL, ÇOCUKLARIMIZIN DA EMANETİ

Avukat Hüseyin Ufuk Uğur'un en dikkat çekici vurgularından biri Uşak’ın doğal varlıklarının gelecek nesiller adına korunması gerektiği yönündeydi. Bir dönem yaşanan kuraklık ve su sıkıntısı hâlâ hafızalardaki yerini korurken, bugün Uşak’ın en önemli su havzalarının bulunduğu bölgelerde yaşanan gelişmeler ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Sorulması gereken soru çok açık: Altın mı daha değerli, su mu?

Bir maden sahası kapandığında başka yerde yeni bir yatırım yapılabilir. Ancak kirlenen bir su kaynağını, yok edilen bir ormanı, bozulan bir ekosistemi geri getirmek çoğu zaman mümkün değildir.

SAYIN VALİ, SAYIN MİLLETVEKİLLERİ: UŞAK SİZDEN SES BEKLİYOR

Bu noktada kamuoyunun beklentisi nettir.

Uşak Valiliği'nin, Uşak milletvekillerinin, belediye başkanlarının, ilgili bakanlık temsilciliklerinin ve tüm kamu kurumlarının süreci çok daha yakından takip etmesi gerekiyor.

Şehrin geleceğini ilgilendiren böylesine büyük bir konuda vatandaşın aklındaki sorular cevapsız bırakılmamalıdır.

Hangi alanlarda ruhsat veriliyor?

Bu çalışmaların çevresel etkileri nelerdir?

Su kaynakları için hangi tedbirler alınmaktadır?

Risk analizleri yapılmış mıdır?

Kamuoyu neden yeterince bilgilendirilmemektedir?

Bu sorular yalnızca birkaç çevrecinin ya da birkaç köylünün değil, 400 bine yaklaşan Uşak nüfusunun ortak sorularıdır.

Bugün susuzluk yaşanırsa bunun siyasi görüşü olmayacaktır.

Bugün su kirlenirse bunun partisi olmayacaktır.

Bugün toprak zarar görürse bunun ideolojisi olmayacaktır.

Bu nedenle konu siyaset üstüdür.

STK'LAR, ODALAR, MUHTARLAR...

ŞİMDİ KONUŞMA ZAMANI

Uşak'ta faaliyet gösteren ticaret odaları, sanayi kuruluşları, ziraat odaları, meslek odaları, çevre platformları, sendikalar, üretici birlikleri ve tüm sivil toplum kuruluşları artık daha güçlü bir tavır ortaya koymak zorundadır.

Çünkü sessizlik bazen onay anlamına gelir. Bugün konuşulmazsa yarın konuşmanın bir anlamı kalmayabilir. Toprağın kazılmaya başlamasından sonra yapılan itirazlar çoğu zaman sonuç vermiyor. Bir bölge tel örgülerle çevrildikten, iş makineleri sahaya girdikten ve süreç geri dönülmez noktaya ulaştıktan sonra duyulan pişmanlık hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bu nedenle toplumun bütün kesimlerinin şimdi harekete geçmesi gerekiyor.

KÖYLÜLER YALNIZ BIRAKILMAMALI

Bağbaşı, Yaşamışlar, Dağdemirler, Dağyenice, Belkaya ve bölgedeki diğer yerleşim alanlarında yaşayan vatandaşların verdiği mücadele yalnızca kendi köyleri için değildir.

Bu mücadele Uşak’ın tamamı içindir.

Bugün o bölgelerde yaşayan insanların dile getirdiği kaygılar yarın kent merkezinde yaşayan herkesin sorunu haline gelebilir.

Çünkü suyun sınırı yoktur.

Havanın sınırı yoktur.

Çevresel etkilerin sınırı yoktur.

Bu nedenle köylülerin sesi yalnızca köy meydanlarında kalmamalı, tüm şehir tarafından duyulmalıdır.

UŞAK UYANMAK ZORUNDA

Belki de bugün verilmesi gereken en önemli mesaj budur.

Uşak artık seyirci kalamaz.

Bu mesele birkaç kişinin meselesi değildir.

Bu mesele yalnızca çevrecilerin meselesi değildir.

Bu mesele yalnızca köylülerin meselesi değildir.

Bu mesele yalnızca siyasetçilerin meselesi de değildir.

Bu mesele Uşak’ın meselesidir.

Murat Dağı'nın, Elma Dağı'nın, Gediz Havzası'nın, Büyük Menderes Havzası'nın meselesidir.

Bugün sessiz kalan herkes, yarın ortaya çıkabilecek sonuçların da sorumluluğunu paylaşacaktır.

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR

Uşak geçmişte susuzluğu yaşadı.

Barajların çekildiği günleri gördü.

Kuraklığın ne demek olduğunu öğrendi.

Şimdi aynı şehir, su kaynaklarının geleceği konusunda yeni bir yol ayrımında bulunuyor.

Bu nedenle kamu kurumları, milletvekilleri, belediyeler, meslek kuruluşları, üniversiteler, muhtarlar, basın kuruluşları ve vatandaşlar aynı masada buluşmalı, süreci şeffaf biçimde takip etmeli ve kentin geleceğini ilgilendiren bu konuda ortak bir irade ortaya koymalıdır.

Çünkü mesele altın değil.

Mesele yaşamdır.

Mesele sudur.

Mesele Uşak’ın geleceğidir.

Ve o gelecek için belki de en kritik soru bugün soruluyor:

Yarın çok geç olmadan kim sorumluluk alacak?