Uşak'ta Gündem

Funda Öz Akcura "Bağbaşı'ndaki bu görüntüler felaketin habercisidir!"

Funda Öz Akçura’dan Bağbaşı GES Uyarısı: “Bir Yağmurda Ortaya Çıkan Manzara, Yarın Çok Daha Büyük Bir Felaketin Habercisi Olabilir”

Abone Ol

Uşak’ın Bağbaşı köyü sınırlarında planlanan ve yargı süreci devam eden Güneş Enerji Santrali (GES) projesiyle ilgili tartışmalar sürerken, çevre gönüllüsü ve doğa savunucusu Funda Öz Akcura’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Akcura, bölgeden bir çoban tarafından gönderilen son görüntülerin, dava dosyasında uzun süredir dile getirilen endişeleri doğrular nitelikte olduğunu söyledi.

Bağbaşı’da GES projesine karşı açılan ÇED iptal davasını yakından takip eden isimlerden biri olan Akcura, bölgenin yalnızca bir enerji yatırım sahası olarak değerlendirilmesinin büyük bir hata olacağını belirterek vatandaşları ve yetkilileri dikkatli olmaya çağırdı.

“Bugün bana Bağbaşılı bir çoban tarafından gönderilen video, doğrudan GES sahasından gelen yağmur sularının nasıl sele dönüştüğünü gösteriyor” diyen Akcura, görüntülerin yaklaşan felaketin habercisi olduğunu ifade etti.

“Dava dilekçesinde özellikle bu riske dikkat çekmiştik”

Funda Öz Akcura, açılan davanın temel gerekçelerinden birinin bölgenin doğal yapısının bozulmasının yaratacağı sel ve heyelan riski olduğunu vurguladı.

“Dava dilekçemizde özellikle üzerinde durduğumuz konulardan biri buydu. Bölge mevcut haliyle eğimli bir arazi yapısına sahip ve heyelan riski taşıyor. Bu riskin bugüne kadar büyük ölçüde kontrol altında kalmasının nedeni ise bölgedeki orman dokusu, doğal bitki örtüsü ve toprağın suyu tutabilme kapasitesidir” dedi.

Akcura’ya göre, yüzlerce dönümlük alanda yapılan kazılar, bitki örtüsünün kaldırılması ve arazinin düzleştirilmesi, yağış sularının kontrolsüz biçimde akmasına neden olabilir.

“Biz yıllardır şu soruyu soruyoruz: Ağaçlar kesilip yaklaşık 60 hektarlık alan tamamen düzleştirildiğinde sel ve heyelan nasıl önlenecek? Bunun bilimsel cevabı kamuoyuna yeterince verilmedi” ifadelerini kullandı.

“Tek bir yağmurda bile tablo değişti”

Akcura, son yağışın ardından ortaya çıkan görüntülerin endişelerinin teorik olmadığını gösterdiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu daha başlangıç aşamasındaki bir çalışma. Buna rağmen tek bir yağmur sonrasında sahadan gelen görüntülerde suyun hızla yüzey akışına dönüştüğünü görüyoruz. Bu durum bize, doğal yapının bozulmasının sonuçlarının şimdiden ortaya çıkmaya başladığını gösteriyor. Eğer proje alanı daha da genişler ve bölgede planlanan yüzlerce hektarlık enerji sahaları hayata geçirilirse, sonuçları çok daha ağır olabilir.”

“Dere yatakları dolduruldu” iddiası

Akcura’nın dikkat çektiği bir diğer konu ise sahadaki dere yatakları oldu.

“Bölge halkının aktardığı bilgilere göre, proje sahası içinde kalan bazı dere yatakları ‘su yok’ denilerek taş ve toprakla dolduruldu. Oysa doğada bir dere yatağının yılın her günü su taşıması gerekmez. Şiddetli yağışlarda suyun izleyeceği doğal yolların kapatılması, ileride çok daha büyük taşkın riskleri oluşturabilir” dedi.

Uzmanların yıllardır doğal drenaj sistemlerinin korunmasının önemine dikkat çektiğini hatırlatan Akçura, yağış rejimlerinin değiştiği günümüzde bu tür müdahalelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“Kimyasal kirlilik riski de göz ardı edilmemeli”

Funda Öz Akcura açıklamasında yalnızca sel ve heyelan riskine değil, olası su kirliliği tehlikesine de dikkat çekti.

“GES projeleri çoğu zaman sadece temiz enerji yönüyle anlatılıyor. Ancak panellerin üretiminde kullanılan çeşitli metaller ve teknik bileşenlerin olası çevresel etkileri de değerlendirilmek zorundadır. Şiddetli yağışlar, erozyon veya olası heyelanlar sonucunda ortaya çıkabilecek kirliliğin göletlere, pınarlara ve yeraltı sularına etkisinin nasıl yönetileceği konusunda kamuoyunun ikna edici cevaplara ihtiyacı var” dedi.

“Mesele enerji değil, yaşam alanları”

Bağbaşı’ndaki mücadelenin yenilenebilir enerjiye karşı bir duruş olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Akcura, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

“Kimse temiz enerjiye karşı değil. Ancak su kaynaklarının, meraların, ormanların ve köylerin geleceğini ilgilendiren projelerde çok daha hassas davranılmalı. Bugün Bağbaşı’nda yaşananlar sadece bir köyün meselesi değil. İklim krizinin, su krizinin ve kırsal yaşamın geleceğinin meselesidir. Vatandaşlarımızın bu süreci yakından takip etmesini, kurumlarımızın da bilimsel uyarıları dikkate almasını istiyoruz. Çünkü doğada yapılan her yanlış müdahalenin bedelini er ya da geç hep birlikte ödüyoruz.”

Bağbaşı’da devam eden yargı süreci kapsamında bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması beklenirken, son yağış sonrası ortaya çıkan görüntülerin dosyadaki çevresel risk tartışmalarını yeniden gündemin üst sıralarına taşıması bekleniyor.