Aşağıdaki yazı, Av. Baki Kantar'ın sosyal medyada yaptığı paylaşımdan bilgisi dahilinde alınmıştır, kendilerine teşekkür ederiz:
Yıllar önce birilerinin " Kemal Abi" si vardı.
Sonra Maliye Bakanı oldu. Devletin, milletin, elinde ne gibi bir kamu zenginliği, ne gibi mülk, ne gibi kamu işletmesi varsa süratle ve telaşla satmaya başlanıldığı sırada kendisine sorulan soruya " satacağız, her şeyi satacağız, yeter ki para etsin" "....ama iyi paraya satıyoruz" gibi laflar etmişti.
Başka marifetleri de olmuştu bu Kemal Unakıtan'ın.
Mustafa Kemal'e sövmeyi imanın şartı gibi görenler, her şey satılırken bu Kemal için hiç bir eleştiri yapmadılar. Hala da yapmazlar.
Ben bir vatandaş olarak kendisine hakkımı helal etmiyorum. Eden etsin!
Sonra ülkemin, şeker fabrikaları gitti .
Pek çok tarım için, ekonomi için motor görevindeki işletmeler gitti.
Kurumlar, kuruluşlar, limanlar hep birer ikişer gitti .
Kime gitti ? Kim denk gelirse ona gitti.
Sonra, yer üstü bitmiş olmalı ki yeraltı pazara çıktı .
Memleketin dört bir yanında minnak yerli ortaklı yabancı şirketlere maden arama ve işletme ruhsatları verilir oldu. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre 400 bin civarında ruhsat verilmiş. Bu rakam neredeyse bütün Türkiye demek. Bütün vatan sathı demek.
Bir sabah kalkıyoruz bir bakmışız Murat Dağı'nın bir bölgesine doğa imha makinaları gelmiş .Asırlık çam ağaçlarını devirmeye, Dağı , çöle çevirmeye başlamış.
Halk şaşkın, bir takım tepkiler, çetin hukuk mücadelesi sonunda yargı kararıyla güç bela durduruluyor .
"Oh! Çok şükür ! Dağ kurtuldu " diyecekken daha cümlemiz bitmeden Murat Dağının Bahadır Köyü bölgesinde yenisi başlıyor.
"Orada ne oluyor? " derken Bir bakıyorsun Bulkaz Dağındalar .
Hele durun demeye kalmadan bu sefer Uşak Merkez Bağbaşı Köyünü birileri gözüne kestirmiş.
Nedir bu ya hu? Her cepheden bu saldırı neyin nesidir.?
Uşak'ın en doğusundaki köy olan Çiftlik Köyü topyekûn bir mücadele verdi kazandı. Şimdilik geri adım attırıldı. Eski çiftçi deyimiyle "bas geri." denildi.
Kuzeyinde Murat Dağı'nın bir bölgesi için verilen hukuk mücadelesi kazanıldı .
Ancak Güney bölgesinde Eşme Kışladağ'da kaybedildi. Eşme ve Uşak, suyuyla, havasıyla iklimiyle bedel ödüyor.
Kurtuluş savaşı öncesi işgal yılları gibi her tarafımızdan hücum ediliyor .
Köylü, kentli, halk toplanıyor mücadele veriyor .
Kime karşı ? Görünürde farklı şirketlere karşı.
Bu işin somutlaşmış hali. Halk anlam veremiyor. Benim dağıma, bağıma, suyuma, kuyuma kısacası vatanıma bu saldıran kimdir ?
Bizim yaşam alanlarımız göz koyanlar kimlerdir?
Halk şaşkın ! Kafasında bu sorulara cevap bulamıyor .
Verilen cevaplara da artık inanmıyor. İnanamıyor .
Kafasında bir şeyler oluşuyor. Oluşuyor da ya konduramıyor, ya konuşamıyor .
Kendi devletinin bunlara izin vermesini, ruhsat vermesini anlamıyor, kabüllenemiyor.
Halk, köyünü, dağını, otlağını, temiz havası için gırtlağını korumaya çalışırken devletini, kendi yanında görmek istiyor. Seçtiklerini kendi yanında görmek istiyor. Mücadelesindeki hedefin kendi öz devleti olmadığının bilinmesini istiyor.
Devletinin güvenlik kuvvetlerinin yanında olmasını istiyor .
Türk milleti asker millettir. Askerini çok seven bir millettir. Toprağını korumaya çalışırken karşısına jandarma dikilsin istemiyor. Tam aksine bu güne kadar her müşkülünde jandarmaya koştuğu gibi gene ondan yardım bekliyor. .Çok üzülüyor. Çok kırılıyor .
Çözüm bekliyor! Çözümü yer yer değil, toptan istiyor.
Unakıtan'dan beridir devam eden bu anlayış ve icraatın durdurulması, ruhsatların iptal edilmesi gerekiyor . Tüm ülke bunu bekliyor .
Hani "iç cephe" diyordunuz ya . İşte iç cephe burada. Kendi köyünü, dağını korumak için mecburen kenetleniyor.
Bu onların meşru müdafaa hakkıdır. Milli ve insani refleksleridir.
İç cephenin kuvvetlenmesi için önce devletin milletine kulak vermesi gerekir. Şirketlerin değil, halkının yanında durması beklenir .
Unutulmasın ki bu millet bu yurdu, ununu akıtarak değil, kanını akıtarak kurmuştur. Kurtarmıştır.
Bu milletin, bu ülkenin dağını , taşını, gökte uçan kuşunu mağdur etmeyin. Ezmeyin benim köyümü, köylerimi üzmeyin benim köylümü, köylülerimi! Bakın dört tarafımız kuşatılıyor .
Bu yeraltı işgalleriyle onlara zemin açmayın ne olur!