Uşak'ta Gündem

Av. Baki Kantar "Afrika'nın başına gelenlere benziyen bir manzaranın ilk adımlarını yaşar gibiyiz"

İlimizin dört yanı bu hayati tehlike ile çevrilmiş iken milletvekillerimizin bir önleme çabası var mı acaba ? Bu izinlerin iptali için bir girişimleri var mı acaba ? Yoksa " bizi ilgilendirmez" modunda mıdırlar ?

Abone Ol

Aşağıdaki yazı, Av. Sayın Baki Kantar'ın özel izni ve bilgisi dahilinde sosyal medyadaki hesabından Uğur Medya okuyucuları için aynen aktarılmıştır:

Uşak il merkezindeki evimden merakla ilk baktığım yer Bağbaşı Köyü sırtları olur.

İlk kar yağmış mı diye baktığımda ilk kar beyazını orada görürüm.

Canım sıkıldığında,doğada bir huzur aradığımda ,Koca Çam,Dönmez Çeşmesi,Dağyenice Köyü,Bağbaşı Köyü,Gücer Köyü,Kılcan Köyü ve Akse' nin kenarından geçen bir daire çizerek şehre dönerim.

Kendimi dağların bağrına atıp,iç huzurumu yakalamak istersem, ruhumu duymak,kendimi dinlemek istersem bir başka yoldan o çevrede dolaşırım.

Gene Kocaçam,Dönmez Çeşmesi ,Dağdemirler Köyü,Yaşamışlar Köyü,Namazlı Yaylası,Karadona Yaylasının yakınından Ayranlı Yaylası Baltalı Göleti çevresini dolaşırım.Bazen

Dağdemirler' den Şekerli Yaylası,Üçoluk Yaylasına gittiğim olur.

Bazen Erce Ovasına ' da uzanırım.

Bazen de Geçmiş Yaylasına postu serer seyre dalarım.

Bu dağlar ,bu yaylalar dört mevsim bir başka güzeldir .İnsana yaşadığını hissettirir .Binbir çeşit çiçeği,tarifsiz güzellikte kokularıyla ilahi bir uyum içindeki bu güzelliği yaşarsınız.Rüzgarın sesiyle, kuşların ötüşü bir yarışır,bir karışır .

İnsanı ,şükre,tevekküle götürür.

Ben bu güzellikleri oralarda çok yaşadım.Herkesin yaşamasını isterim.Ne yazık ki son zamanlarda yaşanmaya başlanan bazı gelişmeler aklımıza o ürperten soruyu getiriyor .

Acaba ,torunum ve sonraki kuşaklar bizim gördüklerimizi görebilecek mi ?

Bizim huzurla,haz alarak dinlediklerimizi duyabilecek mi ?

Bu soruyu akılımıza düşüren aylardır gün yüzüne çıkmış olarak sırıtan sömürgenlerin dişleridir.

Dünya tarihi şahittir ki sömürgen ,sömürür kendisi semirir.

Asli unsur olan yerli halkı ise süründürür.Sürüngen haline düşürür.

Afrika orada duruyor .

Afrika' nın başına gelenlere benziyen bir manzaranın ilk adımlarını yaşar gibiyiz.

Bağbaşı Köyü meraları Köylüye sormadan,GES şirketince işgal edilmeye başlandı.Köylü direniyor.

Köylü devletini yanında görmek istiyor.Kendisine,merasına sahip çıkılsın istiyor .Şirket dişini gösterip, işine devam ediyor.Adeta " atı alan Üsküdar' ı geçti" diyor.Köylüler ise atı Bağdat' ta bile olsa yularından yakalayıp, getirip , damına bağlamak istiyor.

Diğer taraftan Dönmez Çeşmesi yakınlarında ,izinsiz olarak dağlardan taş ve toprak numuneleri toplayan bir kaç arabalık bilinmeyen bir heyet köylüler tarafından engellenip savcılığa şikayet dilekçeleri veriliyor..

Köylülerin düşüncesi bunun sonunda buralara bir yabancı şirket konacak,Bağbaşı,Dağyenice,Yaşamışlar,Dağdemirler' köylülerinin dağları,yaylaları Kışladağ gibi,İliç gibi olacak.Bunun için tepki gösteriyorlar.

Haksız da değiller.

Uşak,Murat Dağı ile,Bulkaz Dağı ile,Elmadağı ile vahşi madenciliğin işgal alanı için hedef haline dönmüştür.Artık durum tehdit olmaktan çıkmış fiili saldırıya dönmüştür.

İlimizin dört yanı bu hayati tehlike ile çevrilmiş iken milletvekillerimizin bir önleme çabası var mı acaba ?

Bu izinlerin iptali için bir girişimleri var mı acaba ?

Yoksa " bizi ilgilendirmez" modunda mıdırlar ?

Doğadan, halktan yana mı , yoksa yabancı şirketlerden yana mıdırlar ?

Artık konumları ve tavırları netleşmeli değil midir ?

Sizce zamanı gelmedi mi ?