<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Uğur Medya - Bölgeden Haberler - Uşak Haberleri</title>
    <link>https://www.ugurmedya.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ugurmedya.com.tr/rss/usaktayasam-kultursanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 17:39:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/rss/usaktayasam-kultursanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikolojik Danışman Melek Hüsen "Bu üç kitabı mutlaka okuyun"]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/psikolojik-danisman-melek-husen-bu-uc-kitabi-mutlaka-okuyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/psikolojik-danisman-melek-husen-bu-uc-kitabi-mutlaka-okuyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolojik Danışman Melek Hüsen kitapların aile içinde bir okuma etkinliği ve bir arada zaman geçirme yöntemi olarak değerlendirilmesinin de önemine vurgu yaptı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat radyo programına katılan Psikolojik Danışman Melek Hüsen çocuklar ve ebeveynler için üç önemli eser tavsiye etti. Psikolojik Danışman Melek Hüsen kitap okumanın önemine vurgu yaptığı konuşmasında "Çocukları Sanal Dünyadan Koruma Kılavuzu Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Cansel Poyraz Akyol", "Yetişin Çocuklar Prof. Dr. Selçuk Şirin" ile "Küçükler İçin Büyüklere Prof. Dr. Yaşar Kuzucu" isimli kitaplar hakkında bilgi verdi:</p>

<p>Psikolojik Danışman Melek Hüsen kitapların aile içinde bir okuma etkinliği ve bir arada zaman geçirme yöntemi olarak değerlendirilmesinin de önemine vurgu yaptı.</p>

<h2><strong>Ekran Çağına Rehber Kitaplar: “Şehirde Hayat”ta Dikkat Çeken Öneriler</strong></h2>

<p>Uşak’ta yayınlanan “Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat” programı, bu kez dijital çağın en önemli sorunlarından biri olan ekran kullanımı ve çocukların psikolojik gelişimi konusunu gündemine aldı. Programın konuğu Psikolojik Danışman Melek Hüsen, aileler ve eğitimciler için yol gösterici nitelikte kitapları tanıtarak önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği günümüzde, bilinçli kullanımın altını çizen Hüsen, “Sorun teknoloji değil, kontrolsüz ve bilinçsiz kullanım” diyerek dikkat çekici bir çerçeve çizdi.</p>

<h2><strong>Telefon Gibi Kitap: Çocukları Sanal Dünyadan Koruma Kılavuzu</strong></h2>

<p>Programda öne çıkan ilk eser, <strong>Çocukları Sanal Dünyadan Koruma Kılavuzu </strong>oldu. Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu ve Cansel Poyraz Akyol imzasını taşıyan kitap, tasarımıyla da dikkat çekiyor. Akıllı telefon görünümünde hazırlanan kapak, sosyal medya ikonları ve “kapat” tuşu vurgusuyla okuyucuyu doğrudan mesajın içine çekiyor.</p>

<p>Hüsen’e göre kitap, çocukları dijital dünyanın risklerinden korumak için yasaklardan çok bilinç kazandırmayı hedefliyor. Eserde öne çıkan temel mesaj ise oldukça net:<br />
<strong>“Teknolojiyi kötülemek değil, doğru kullanmayı öğretmek gerekir.”</strong></p>

<p>Kitapta; ekran bağımlılığı, gerçeklik algısının bozulması, yalnızlık ve psikolojik sorunlar gibi riskler detaylı şekilde ele alınırken; çözüm olarak aile içi kurallar, ebeveynin rol model olması ve alternatif etkinlikler sunulması öneriliyor.</p>

<h2><strong>Yasaklamak Değil, Bilinç Kazandırmak</strong></h2>

<p>Melek Hüsen, özellikle ebeveynlere önemli bir uyarıda bulundu:<br />
Çocukları teknolojiden tamamen uzaklaştırmak gerçekçi bir çözüm değil.</p>

<p>Kitapta da vurgulandığı gibi;</p>

<ul>
 <li>
 <p>“Kapat” demek tek başına yeterli değil,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çocuğa alternatifler sunmak gerekiyor,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile içinde ortak kurallar oluşturulmalı.</p>
 </li>
</ul>

<p>Yemek sırasında, uyku öncesinde ya da ders çalışırken ekran kullanımının sınırlandırılması gerektiğini belirten Hüsen, bu kuralların geçici değil, aile kültürünün bir parçası haline gelmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Bir Diğer Rehber: “Yetişin Çocuklar”</strong></h2>

<p>Programda öne çıkan bir diğer eser ise <strong>Yetişin Çocuklar oldu. Prof. Dr. Selçuk Şirin</strong> tarafından kaleme alınan kitap, çocuk yetiştirme konusunda modern bir rehber niteliği taşıyor.</p>

<p>Kitapta disiplin kavramı klasik anlayışın dışına çıkarılarak yeniden tanımlanıyor. Buna göre disiplin;<br />
çocuğu dıştan kontrol etmek değil, <strong>içsel denetim becerisi kazandırmak</strong> anlamına geliyor.</p>

<p>Ayrıca eserde ekran bağımlılığına farklı bir açıdan yaklaşılırken, bu durumun çoğu zaman bir “belirti” olduğuna dikkat çekiliyor. Yalnızlık, ilgisizlik veya duygusal ihmal yaşayan çocukların ekrana daha fazla yöneldiği vurgulanıyor.</p>

<h2><strong>Sorunların Haritası: Küçükler İçin Büyüklere</strong></h2>

<p>Melek Hüsen’in önerdiği bir diğer önemli eser ise <strong>Küçükler İçin Büyüklere. Prof. Dr. Yaşar Kuzucu</strong> tarafından hazırlanan bu kitap, çocukların yaşadığı psikolojik ve davranışsal sorunları kapsamlı şekilde ele alıyor.</p>

<p>Eserde;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaygı bozuklukları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Okul başarısızlığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Öfke, utangaçlık ve iletişim problemleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hatta otizm ve madde kullanımına kadar uzanan geniş bir yelpaze yer alıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Kitabın en güçlü yönlerinden biri ise sadece sorunları anlatmakla kalmayıp; ebeveynler, öğretmenler ve psikolojik danışmanlar için somut çözüm önerileri sunması.</p>

<h2><strong>Uzmanlardan Ortak Mesaj: Aile İçinde Kaliteli Zaman Şart</strong></h2>

<p>Program boyunca verilen en önemli mesajlardan biri, çocukların sağlıklı gelişimi için <strong>aile içi iletişimin güçlendirilmesi</strong> oldu.</p>

<p>Uzmanlara göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çocukların sosyal ilişkileri desteklenmeli,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Spor, oyun ve üretken faaliyetlere yönlendirilmesi sağlanmalı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Ekran, “boşluk doldurma aracı” haline getirilmemeli.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu noktada ebeveynlerin rolü kritik. Çünkü çocuklar söylenenden çok, gördüklerini örnek alıyor.</p>

<p><img alt="Melek Hüsen Hüseyin Özbek" class="detail-photo img-fluid" height="663" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/05/melek-husen-huseyin-ozbek.jpg" width="1187" /></p>

<h2><strong>Dijital Çağda Rehber Kitaplara İhtiyaç Artıyor</strong></h2>

<p>“Şehirde Hayat” programında tanıtılan bu üç eser, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan ekran bağımlılığı ve çocuk gelişimi konusunda önemli bir boşluğu dolduruyor.</p>

<p>Melek Hüsen’in de vurguladığı gibi, artık mesele yalnızca kitap okumak değil; doğru kitaplarla doğru rehberliği bulmak.</p>

<p>Dijital çağın karmaşasında yolunu kaybetmek istemeyen aileler için bu tür kılavuz kitaplar, sadece bir öneri değil; adeta bir ihtiyaç haline geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/psikolojik-danisman-melek-husen-bu-uc-kitabi-mutlaka-okuyun</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/05/melek-husen-kitap-tanitim.jpg" type="image/jpeg" length="37783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Zeki Özcan: Hacım köyünden Paris sokaklarına uzanan bir hakikat arayışı]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-zeki-ozcan-hacim-koyunden-paris-sokaklarina-uzanan-bir-hakikat-arayisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-zeki-ozcan-hacim-koyunden-paris-sokaklarina-uzanan-bir-hakikat-arayisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1994 yılında Fransa’ya yaptığı üç aylık ziyaret, Özcan’ın hayatındaki en dikkat çekici anekdotlardan birini oluşturur. Bu yolculuğa çıkarken kendine sorduğu soru oldukça çarpıcıdır: “Ben Fransa’ya neden gidiyorum?”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uğur Medya Radyo Tv'de yayınlanan ve yapımcılığını Hüseyin Özbek'in, sunuculuğunu Arif Karabacak'ın gerçekleştirdiği Şehir ve İnsan programı, Uşaklı bir akademisyeni konuk etti. Dil felsefesi gibi Türkiye'de üzerinde çok az çalışılmış bir konuda araştırmalarına ve yazılarına halen devam eden Prof. Dr. Zeki Özcan'ın ilginizi çekeceğinizi umduğumuz hayat hikayesinden kısa bir kesiti okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.</strong></p>

<p>Söyleşinin tamamını aşağıda yer alan youtube bağlantısından izleyebilirsiniz.</p>

<p></p>

<h2><strong>Köyden Evrensele Uzanan Bir Zihin Yolculuğu</strong></h2>

<p>Türkiye’de felsefe denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan dil felsefesi profesörü Zeki Özcan’ın hikâyesi, klasik bir akademik kariyer öyküsünün çok ötesine geçer. Onun hayatı; yoksullukla başlayan, merakla büyüyen ve disiplinle evrensel bir kimliğe dönüşen uzun bir zihinsel yolculuktur. İlginç olan ise, bu yolculuğun en önemli duraklarının büyük şehirler ya da prestijli merkezler değil; çoğu zaman bir köy, bir balkon, bir park ya da bir otobüs koltuğu olmasıdır.</p>

<h2><strong>Hacım Köyü’nden Doğan Bir Merak</strong></h2>

<p>1952 yılında Uşak’ın Sivaslı ilçesine bağlı Hacım Köyü’nde dünyaya gelen Özcan’ın çocukluğu, bugünün eğitim imkânlarından oldukça uzak bir ortamda geçti. Kendi ifadesiyle “pedagojik formasyondan yoksun öğretmenlerle” tamamlanan ilkokul yılları, aslında onun zihinsel direncini besleyen ilk aşamaydı. Eksiklikler, onun için bir engel değil; tersine bir arayışın başlangıcı oldu.</p>

<p>Bu dönem, onun karakterini belirleyen temel bir özelliği ortaya çıkarır: Koşullar ne olursa olsun öğrenmeye devam etmek. Çünkü Özcan’ın hikâyesinde başarı, imkânların değil, ısrarın ürünüdür.</p>

<h2><strong>Öğretmenlikten Akademisyenliğe: Geceyle Gündüz Arasında</strong></h2>

<p>Ortaokul ve liseyi Burdur’da, üniversiteyi İzmir’de tamamlayan Özcan, mezuniyetinin ardından Ödemiş’te öğretmenlik yapmaya başladı. Ancak bu öğretmenlik, sıradan bir meslek icrasından çok daha fazlasıydı. Gündüz öğrencilerine ders anlatan Özcan, geceleri kendi zihnini eğitiyordu.</p>

<p>“İyi bir öğretmen olmanın yolu donanımlı olmaktan geçer” düşüncesiyle gece gündüz felsefe okudu. Bu yoğun okuma disiplini, onun akademiye geçişinin de temelini oluşturdu. 1982 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi’ne araştırma görevlisi olarak atanması, aslında yıllarca süren kişisel çabanın kurumsal bir karşılık bulmasıydı.</p>

<h2><strong>Sabırla İnşa Edilen Bir Akademik Kimlik</strong></h2>

<p>Özcan’ın akademik yolculuğunda dikkat çeken en önemli unsur hız değil, derinliktir. Yüksek lisansını Jean-Paul Sartre üzerine yaptıktan sonra doktora çalışmasına yöneldi. Ancak doktora süreci alışılmışın dışında uzun sürdü: Tam 8 yıl.</p>

<p>Bu süre, onun çalışma anlayışını açıkça ortaya koyar. Kendi ifadesiyle “kısa zamanda bir şeyler yapmak yerine, yeterince iyi ve mümkün olduğunca mükemmel yapmak” onun temel ilkesiydi. Aziz Augustinus üzerine hazırladığı “Tanrı ve Yaratma” başlıklı doktora tezi, bu sabrın ve titizliğin bir ürünüydü.</p>

<h2><strong>Paris Gecelerinde Bir Akademisyen</strong></h2>

<p>1994 yılında Fransa’ya yaptığı üç aylık ziyaret, Özcan’ın hayatındaki en dikkat çekici anekdotlardan birini oluşturur. Bu yolculuğa çıkarken kendine sorduğu soru oldukça çarpıcıdır: “Ben Fransa’ya neden gidiyorum?”</p>

<p>Cevabı nettir: “Turist olarak değil, araştırmacı olarak.”</p>

<p>Paris’te geçen günleri klasik bir yurtdışı deneyiminden çok uzaktır. Gündüzleri kitap peşinde koşan, geceleri ise uykusuz sokaklarda dolaşarak okuyan bir akademisyen profili çizer. Bu süreçte topladığı kaynaklar, onun doçentlik tezinin temelini oluşturur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hermenötikle Gelen Dönüm Noktası</strong></h2>

<p>1996 yılında doçentlik unvanını alan Özcan, “anlama ve yorumlama sanatı” üzerine hazırladığı teziyle akademik dünyada dikkat çekti. “Teolojik Hermenötik” başlıklı bu çalışma, yalnızca bir akademik metin değil; aynı zamanda Türkiye’de hermenötik alanında önemli bir boşluğu dolduran eserlerden biri oldu.</p>

<p>Bu kitap, onun kamuoyunda tanınmasını sağlayan ilk büyük adım olarak öne çıkar. Pek çok akademisyen ve araştırmacı, Özcan’ı hâlâ bu eseri üzerinden hatırlar.</p>

<h2><strong>Alan Değiştiren Bir Zihin: İnsan ve Toplum Bilimleri</strong></h2>

<p>2002 yılında profesör olan Özcan, burada da alışılmışın dışına çıkar. Pek çok akademisyen belirli bir alanda derinleşmeyi tercih ederken, o yeni alanlara yönelme cesareti gösterir. İnsan ve toplum bilimlerine yönelerek bu alanda iki ciltlik kapsamlı eserler kaleme alır.</p>

<p>Bu eserlerin en dikkat çekici yönü, Türkiye’deki akademik yapılanmaya dolaylı etkide bulunmasıdır. Özcan’a göre, bugün birçok üniversitede kurulan insan ve toplum bilimleri fakültelerinin oluşumunda bu çalışmaların katkısı vardır. Bu iddia, onun yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda bir düşünce kurucu olduğunu gösterir.</p>

<h2><strong>Dil Felsefesi: Bitmeyen Bir Seri</strong></h2>

<p>2014 yılından itibaren Özcan’ın ilgisi dil felsefesine yönelir. Bu alanda başlattığı kitap serisi, onun üretkenliğinin en somut göstergelerinden biridir. Serinin dikkat çeken yönü, hâlâ devam ediyor olmasıdır.</p>

<p>Dil, anlam ve yorum ilişkisini derinlemesine inceleyen bu çalışmalar, Özcan’ın hermenötik geçmişiyle de güçlü bir bağ kurar. Onun için dil, yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda düşüncenin kendisidir.</p>

<h2><strong>Emeklilik Değil, Yeni Bir Başlangıç</strong></h2>

<p>2019 yılında yaş haddinden emekli olan Özcan, bu dönemi bir duraklama olarak görmez. Aksine, üretimin en yoğun olduğu dönemlerden biri başlar. Çeviri ve telif eserlerle akademik üretimini sürdürür.</p>

<p>Onun bu döneme bakışını en iyi anlatan benzetme ise oldukça çarpıcıdır: “Akademisyen olimpiyat şampiyonu gibidir. Şampiyon olur ve ertesi gün antrenmana başlar.”</p>

<p>Bu yaklaşım, onun hayat felsefesini özetler: Durmak yok, üretmeye devam.</p>

<p><img alt="Arif Karabacak Zeki Ozcan" class="detail-photo img-fluid" height="658" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/05/arif-karabacak-zeki-ozcan.jpg" width="1181" /></p>

<h2><strong>Balkonda, Parkta, Otobüste: Sürekli Üreten Bir Zihin</strong></h2>

<p>Zeki Özcan’ın en ilginç yönlerinden biri, çalışma mekânına bağlı olmamasıdır. Onu balkonda yazı yazarken, parkta kitap okurken ya da otobüste not alırken görmek mümkündür.</p>

<p>Bu durum, onun akademisyenlik anlayışının mekânlardan bağımsız olduğunu gösterir. Zihin çalıştığı sürece, yerin hiçbir önemi yoktur. Bu yönüyle Özcan, klasik “masa başı akademisyeni” profilinin dışında, hayatın her anını düşünce üretimine dönüştüren bir figürdür.</p>

<h2><strong>Yerelde Tanınmayan, Evrenselde Bilinen Bir İsim</strong></h2>

<p>Belki de hikâyenin en dikkat çekici yönlerinden biri budur: Zeki Özcan, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan bir akademisyen olmasına rağmen, doğduğu topraklarda yeterince bilinmemektedir.</p>

<p>Bu durum, Türkiye’de sıkça rastlanan bir paradoksu gözler önüne serer: Değerler bazen uzağa gittikçe görünür hâle gelir. Ancak Özcan’ın Uşak’a dönüşü, bu durumu tersine çevirme potansiyeli taşır.</p>

<h2><strong>Bir Hayatın Anahtar Kelimesi “Süreklilik”</strong></h2>

<p>Zeki Özcan’ın hayat hikâyesini tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse bu, “süreklilik” olurdu. Sürekli okuyan, sürekli yazan, sürekli düşünen bir zihin…</p>

<p>Onun hikâyesi, akademik başarıdan çok daha fazlasını anlatır: Merakın, disiplinin ve sabrın birleştiğinde nasıl evrensel bir değere dönüşebileceğinin somut bir örneğidir.</p>

<p>Ve belki de en önemli mesaj şudur: Büyük hikâyeler, çoğu zaman küçük bir köyde başlar.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/oFFJlrrma2I"></iframe></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-zeki-ozcan-hacim-koyunden-paris-sokaklarina-uzanan-bir-hakikat-arayisi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/05/arif-karabacak-zeki-ozcan-1.jpg" type="image/jpeg" length="33116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullarda Artan Şiddet ve Gençliğin Savruluşu: Zamanın ruhunu yeniden düşünmek]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/okullarda-artan-siddet-ve-gencligin-savrulusu-zamanin-ruhunu-yeniden-dusunmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/okullarda-artan-siddet-ve-gencligin-savrulusu-zamanin-ruhunu-yeniden-dusunmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Gençlik: Bir Anlam Arayışı" isimli kitap, Türkiye’de son günlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, akran zorbalığı, öğretmen-öğrenci çatışmaları ve gençlerin savruluşuna dair tartışmaların temeline de ışık tutuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2025 Yılının Kasım ayında <strong>Hüseyin Özbek ile Şehirde Hayat</strong> programına konuk olan ve gençlik üzerinde yazma serüveni devam eden kitabı üzerine de değerlendirmelerde bulunan <strong>Eğitimci Yazar Fatih Yılmaz</strong>'ın yeni kitabı yayınlandı. KDY Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık tarafından yayınlanan ve geçtiğimiz mart ayında okuyucu ile buluşan <strong>Gençlik: Bir Anlam Arayışı</strong> isimli kitap bu hafta ülkemizi sarsan olaylara da ışık tutacak içeriğe sahip.</p>

<p>Türkiye’de son yıllarda okullarda yaşanan şiddet olayları, akran zorbalığı, öğretmen-öğrenci çatışmaları ve gençlerin savruluşuna dair tartışmalar giderek büyüyor. Eğitim sisteminin çıktıları, aile yapısındaki dönüşüm, televizyon dizileri ve özellikle sosyal medyanın etkisiyle şekillenen yeni gençlik profili; uzmanların olduğu kadar toplumun da gündeminde. Tam da bu tartışmaların ortasında, Zamanın Ruhu Üzerine: Gençlik Bir Anlam Arayışı isimli eser, gençlerin yaşadığı bu “anlam krizi”ni merkeze alarak dikkat çekici bir bakış açısı sunuyor. Kitabın yazarı Fatih Yılmaz, gençliğin yaşadığı savrulmayı yalnızca eleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda bir “iç yolculuk” çağrısı yapıyor.</p>

<h3>Gürültünün İçinde Kaybolan Gençlik</h3>

<p>Bugünün gençliği, belki de insanlık tarihinin en yoğun bilgi akışıyla karşı karşıya. Sürekli gelen bildirimler, sosyal medya akışları, haber bombardımanı… Tüm bunlar, genç bireyin kendi sesini duymasını zorlaştırıyor. Kitapta bu durum, adeta bir “enformasyon gürültüsü” olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Okullarda yaşanan şiddet olaylarının arkasında da bu gürültünün etkisi olduğu sıkça dile getiriliyor. Kendini ifade edemeyen, kim olduğunu bilemeyen bir gençlik; öfkesini, huzursuzluğunu ve yönsüzlüğünü çoğu zaman yanlış yollarla dışa vurabiliyor. İşte bu noktada Fatih Yılmaz, çözümün dış dünyayı susturmakta değil, iç dünyayı duymakta olduğunu savunuyor.</p>

<p><img alt="Fatih Yılmaz1" class="detail-photo img-fluid" height="688" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/04/fatih-yilmaz1.jpg" width="1315" /></p>

<h3>Asıl Soru: “Ben Kimim?”</h3>

<p>Kitabın merkezinde yer alan en güçlü vurgu, gençlerin kendilerine sorması gereken temel soru: <em>“Ben kimim?”</em> Ancak bu soru, yüzeysel bir kimlik arayışından çok daha derin bir süreci ifade ediyor. Yazar, bireyin önce “kim olmadığını” keşfetmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Ailelerin beklentileri, öğretmenlerin yönlendirmeleri, toplumun dayattığı kalıplar… Genç birey çoğu zaman bu rollerin içinde sıkışıp kalıyor. Okullarda yaşanan çatışmaların bir kısmı da bu baskının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kitap, gençlere şu üç adımı öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Durmak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sessizliği aramak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kendi iç sesini dinlemek</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu öneriler, hızlı tüketim çağında neredeyse “lüks” gibi görünse de aslında bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<h3>Yetenek mi, Disiplin mi?</h3>

<p>Eğitim sistemi çoğu zaman başarıyı ölçerken notlara ve sınav sonuçlarına odaklanıyor. Ancak kitapta altı çizilen önemli bir gerçek var: Yetenek tek başına yeterli değil. Onu anlamlı kılan şey disiplin.</p>

<p>Yazarın verdiği örnekler bu noktada oldukça çarpıcı. Bir çocuğun küçük yaşta fark edilen ilgisinin doğru yönlendirilmesiyle nasıl bir potansiyele dönüşebileceği anlatılırken, aynı zamanda disiplinin bu süreci nasıl tamamladığı vurgulanıyor.</p>

<p>Bugün okullarda yaşanan başarısızlık, motivasyon eksikliği ve yönsüzlük problemlerinin temelinde de bu denge eksikliği yatıyor olabilir. Gençler ya potansiyellerini keşfedemiyor ya da keşfetseler bile onu sürdürebilecek disiplini geliştiremiyor.</p>

<h3>Aile, Okul ve Medya Üçgeni</h3>

<p>Kitap doğrudan bir eleştiri metni olmasa da satır aralarında önemli göndermeler barındırıyor. Özellikle ailelerin çocukları üzerindeki beklentileri, öğretmenlerin rolü ve medyanın etkisi dikkat çekiyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p>Aileler çoğu zaman çocuklarını “başarılı” görmek isterken onların kim olduğunu gözden kaçırabiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eğitim sistemi bireysel farklılıkları yeterince destekleyemiyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Televizyon dizileri ve sosyal medya, gençlere çoğu zaman gerçek dışı hayatlar sunuyor.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu üçlü yapı içinde sıkışan genç birey, kendi yolunu bulmakta zorlanıyor. Ve bu zorluk, bazen şiddet, bazen umutsuzluk, bazen de tamamen içine kapanma olarak kendini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Fatih Yılmaz Kitap" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/04/fatih-yilmaz-kitap.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>Kendi Hikâyeni Yazmak</h3>

<p>Kitabın en güçlü mesajlarından biri de şu: Başarı düz bir yol değildir. Reddedilmek, başarısız olmak, eleştirilmek bu sürecin doğal parçalarıdır.</p>

<p>Gençlere verilen mesaj oldukça net: <em>Kalem sizin elinizde.</em></p>

<p>Bu yaklaşım, özellikle umutsuzluk yaşayan gençler için önemli bir motivasyon kaynağı olabilir. Çünkü kitap, hazır cevaplar sunmak yerine doğru soruları sormayı öğretiyor. Ve belki de günümüz gençliğinin en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak bu: Kendi sorularını sorabilmek.</p>

<h3>Tam Zamanında Gelen Bir Kitap</h3>

<p>Türkiye’de okullarda yaşanan olaylar, gençliğin yön arayışı ve toplumun geleceğine dair kaygılar düşünüldüğünde, Zamanın Ruhu Üzerine: Gençlik Bir Anlam Arayışı yalnızca bir kişisel gelişim kitabı değil; aynı zamanda bir toplumsal okuma metni niteliği taşıyor.</p>

<p>Bu eser, gençlere bir yol haritası sunarken; ailelere, öğretmenlere ve karar vericilere de önemli sorular yöneltiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Gençleri gerçekten dinliyor muyuz?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Onlara hazır cevaplar mı veriyoruz, yoksa düşünmeyi mi öğretiyoruz?</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gürültüyü artırıyor muyuz, yoksa sessizlik alanları mı açıyoruz?</p>
 </li>
</ul>

<p>Belki de asıl mesele, cevaplarda değil… doğru soruları birlikte arayabilmekte.</p>

<p>Ve şimdi soru şu:<br />
<strong>Sizin hikâyenizin ilk cümlesi ne olacak?</strong></p>

<p><strong>../.</strong></p>

<p>1982 Uşak doğumlu Yazar Fatih Yılmaz'ın diğer kitapları:</p>

<p>Necmettin Erbakan'ın Söylemlerinde Mantık, DüşünME KonuşMA YapMA, Sosyal Medyanın Üçüncü Boyutu, Bak Evlat, Bir Önerim Var ve Yeşilin Kırmızı Tonu isimli kitapları var.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/okullarda-artan-siddet-ve-gencligin-savrulusu-zamanin-ruhunu-yeniden-dusunmek</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/04/fatih-yilmaz-kitap.jpeg" type="image/jpeg" length="87487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uşaklı Öğrencilerin Robot Olimpiyatlarında Büyük Başarı]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/usakli-ogrencilerin-robot-olimpiyatlarinda-buyuk-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/usakli-ogrencilerin-robot-olimpiyatlarinda-buyuk-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknoloji alanında elde edilen bu başarı; Türkiye’nin gelecekteki mühendisleri, yazılımcıları ve bilim insanları için umut verici bir tablo ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Minos Robot Sporları Küresel Olimpiyatları kapsamında Yunanistan’da düzenlenen Beceri Yarışmaları’nda Türkiye’yi temsil eden Uşaklı öğrenciler, tarihi bir başarıya imza attı. 55 ülkeden ve 4 kıtadan temsilcilerin yarıştığı organizasyonda, <strong>“Engelli Çizgi İzleyen” kategorisinde dünya birinciliği</strong> elde eden Uşak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, hem şehirlerine hem de Türkiye’ye büyük bir gurur yaşattı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gurur Veren Zafer</p>

<p>Zorlu rakiplerin yer aldığı uluslararası platformda elde edilen bu başarı, yalnızca birincilikle sınırlı kalmadı; aynı zamanda bilimin, emeğin ve azmin birleştiğinde nelerin başarılabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Uşaklı gençler, geliştirdikleri robot projesiyle teknik yeterliliklerini ve mühendislik becerilerini en üst seviyede sergiledi.</p>

<h3>Başarının Kahramanları</h3>

<p>Dünya birinciliğini kazanan ekipte yer alan öğrenciler: Burak Emir Kinay, İsmail Ateş, Samet Çelebi, Bekir Uçar, Mustafa Mayir.</p>

<p>Gençlerin bu büyük başarısında emeği bulunan öğretmenler Hasan Zerey, Onurcan Çankaya ve Emin Özkan ile birlikte tüm eğitim kadrosu da takdir topladı.</p>

<h3>Uşak’a ve Türkiye’ye İlham Oldular</h3>

<p>Elde edilen dünya birinciliği, yalnızca bir okulun başarısı olmanın ötesinde; Uşak’ın ve Türkiye’nin genç potansiyelini ortaya koyan önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Öğrencilerin başarısı, aileleri ve tüm Uşaklılar için büyük bir gurur kaynağı olurken, aynı zamanda gençlere ilham veren bir hikâyeye dönüştü.</p>

<p>Bilim, teknoloji ve eğitim alanında atılan bu güçlü adım; Türkiye’nin gelecekteki mühendisleri, yazılımcıları ve bilim insanları için umut verici bir tablo ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/usakli-ogrencilerin-robot-olimpiyatlarinda-buyuk-basari</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 23:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/04/minos-sampiyonlari.jpg" type="image/jpeg" length="37907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaşlar Sadece Can Almıyor: Binlerce Yıllık Medeniyet Mirası da Yok Ediliyor]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/savaslar-sadece-can-almiyor-binlerce-yillik-medeniyet-mirasi-da-yok-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/savaslar-sadece-can-almiyor-binlerce-yillik-medeniyet-mirasi-da-yok-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ve ABD tarafından yağdırılan bombalar sadece askeri hedefleri değil UNESCO güvencesi altındaki eserleri, tarihi yapıları ve kültürel mirası da yok ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>Şehirde Hayat programının sunucusu Hüseyin Özbek, günümüz savaşlarının yalnızca insan hayatlarını değil, insanlığın ortak kültürel ve medeniyet birikimini de hedef aldığına dikkat çekti.</strong></p>

<hr />
<p>Dünyanın pek çok coğrafyasında alevlenen çatışmalar ve savaşlar, sivil kayıpların yanı sıra binlerce yıllık kültür ve medeniyet mirasını da yerle bir ediyor. Şehirde Hayat programında bu gerçeğe dikkat çeken sunucu Hüseyin Özbek, yaşananların rastlantısal değil, bilinçli bir yıkım politikasının parçası olduğunu vurguladı.</p>

<p>Özbek, Bosna Savaşı'nı hatırlatarak, "Önce camiler, ardından kütüphaneler topçu atışlarıyla yerle bir edildi" dedi ve bu tahribatın kültürel mirası hedef alan sistematik bir stratejiyi yansıttığını ifade etti.</p>

<h2>Mezopotamya'dan Günümüze: Medeniyet Coğrafyası Ateş Altında</h2>

<p>Ortadoğu'nun üç büyük dinin ve insanlık tarihinin beşiği olduğunu vurgulayan Özbek, Mezopotamya'nın medeniyetin yeşerdiği, geliştiği ve dünyaya yayıldığı kadim bir coğrafya olduğunu hatırlattı. İran ve Suriye başta olmak üzere bölgenin sayısız kültür ve sanat hazinesi barındırdığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Özbek'e göre bugün bu coğrafyaya İsrail ve ABD tarafından yağdırılan bombalar yalnızca askeri hedefleri değil, UNESCO güvencesi altındaki eserleri, tarihi yapıları ve kültürel mirası da tahrip ediyor. "Bomba ayırt etmiyor" diyen Özbek, şu çarpıcı tespiti dile getirdi:</p>

<blockquote>
<p>"O bomba atıldığında sadece askeri hedefler yok olmuyor. Aynı zamanda o bölgedeki kültür ve medeniyet eserleri de yok ediliyor. Bilinçli olarak bu coğrafyadaki medeniyetin kökü kazınmaya çalışılıyor."</p>
</blockquote>

<h2>Emperyalizmin Gizli Hedefi: Kökleri Koparmak</h2>

<p>Hüseyin Özbek, savaşların arka planında yalnızca askeri ve siyasi hesapların değil, toplumların tarihsel hafızasını silmeye yönelik derin bir stratejinin yattığını savundu. Kapitalizm ve emperyalizmin iç içe geçtiği bu düzende savaşların hiç durmaksızın sürdüğü bir coğrafyada yaşadıklarını hatırlatan Özbek, "Bu kavramları unutmayalım, okuyalım, araştıralım" çağrısında bulundu.</p>

<p>Özbek ayrıca günümüz dünyasında insanlığın hâlâ özgürlük, adalet, eşitlik ve kardeşlik ideallerini gerçeğe dönüştüremediğini, güçlünün değil haklının kazandığı bir dünya özleminin ise insanlığın ortak hayali olmayı sürdürdüğünü de sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Radyo: Özgürlüğün Sesi</h2>

<p>Savaş ve çatışma ortamında sözün ve düşüncenin önemine ayrıca vurgu yapan Özbek, radyonun bu bağlamda toplumlar için kritik bir özgürlük alanı oluşturduğunu belirtti. "Radyo yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda özgürlüğün de sesidir" diyen Özbek, insanların birbirini dinleyebildiği, fikirlerin özgürce dolaşabildiği bu alanların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Ramazan ayının son günlerine girildiği bu dönemde yaklaşan bayramın tüm dünyada barışa vesile olmasını dileyen Şehirde Hayat programının yapımcı ve sunucusu Hüseyin Özbek, "Silahların sustuğu, çocukların korkmadan oynayabildiği, insanların birbirine kardeş gözüyle bakabildiği bir dünya hepimizin ortak duasıdır" diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/savaslar-sadece-can-almiyor-binlerce-yillik-medeniyet-mirasi-da-yok-ediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/03/cemal-ulu-huseyin-ozbek-radyo.jpg" type="image/jpeg" length="28681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Psikolojik Danışman Melek Hüsen: “Gerçek mutluluk, insanın iç dünyasıyla kurduğu dengede saklı”]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/uzman-psikolojik-danisman-melek-husen-gercek-mutluluk-insanin-ic-dunyasiyla-kurdugu-dengede-sakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/uzman-psikolojik-danisman-melek-husen-gercek-mutluluk-insanin-ic-dunyasiyla-kurdugu-dengede-sakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manevi psikoloji perspektifinden insanın sadece biyolojik ve psikolojik bir varlık olmadığını belirten Melek Hüsen, insanın aynı zamanda anlam arayan bir varlık olduğuna dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Uzman Psikolojik Danışman Melek Hüsen: “Gerçek mutluluk, insanın iç dünyasıyla kurduğu dengede saklı”</h2>

<p>Uğur Fm'de Radyo programcısı Hüseyin Özbek’in hazırlayıp sunduğu “Şehirde Hayat” programının bu haftaki bölümünde, Uzman Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Melek Hüsen konuk oldu. Programda modern insanın mutluluk arayışı, manevi psikoloji perspektifinden ele alınırken; birey, aile ve toplum arasındaki denge, düşünce alışkanlıkları, konfor algısı ve Ramazan ayının ruhsal etkileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.</p>

<p>Programın başlangıcında mesleki yolculuğunu anlatan Uzman Psikolojik Danışman Melek Hüsen, modern hayatın hızının insanı kendi iç dünyasından uzaklaştırabildiğini belirterek, psikolojiye yönelmesinde insanın anlam arayışını anlama isteğinin etkili olduğunu ifade etti. Uzman Psikolojik Danışman Hüsen, insanların çoğu zaman dış dünyaya odaklandığını, ancak asıl belirleyici olanın iç dünyadaki denge olduğunu vurguladı.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/XxOjSBKjcqE"></iframe></div>

<h3>“Mutluluk sahip olmak değil, anlam bulmaktır”</h3>

<p>Programın ana temasını oluşturan mutluluk kavramına değinen Uzman Psikolojik Danışman Melek Hüsen, günümüzde mutluluğun çoğu zaman başarı, haz ve sahip olmakla eş anlamlı düşünüldüğünü ancak bunun kalıcı bir iç huzur sağlamadığını söyledi. Gerçek mutluluğun insanın kendisiyle, değerleriyle ve hayatın anlamıyla kurduğu bağdan doğduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman Hüsen, “İnsan her şeye sahip olabilir ama iç huzuru yoksa mutlu hissetmeyebilir. Çünkü mutluluk sadece dış koşullarla değil, insanın içsel dengesiyle ilgilidir” dedi.</p>

<p>Manevi psikoloji perspektifinden insanın sadece biyolojik ve psikolojik bir varlık olmadığını belirten Melek Hüsen, insanın aynı zamanda anlam arayan bir varlık olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle kalıcı mutluluğun, insanın kendini tanıması ve hayatına anlam katmasıyla mümkün olduğunu ifade etti.</p>

<h3>“Kalıcı huzur, bakış açısının değişmesiyle mümkün”</h3>

<p>Programda sıkça dile getirilen “daimi mutluluk mümkün mü?” sorusunu da değerlendiren Melek Hüsen, mutluluğun sürekli bir neşe hali olmadığını, ancak kalıcı bir iç huzurun mümkün olduğunu söyledi. Bunun ise insanın düşünce alışkanlıklarını ve olaylara bakış açısını değiştirmesiyle mümkün olabileceğini belirtti.</p>

<p>Günümüzde sıkça kullanılan “anı yaşamak” kavramına da değinen Melek Hüsen, bunun yüzeysel bir haz arayışı olarak anlaşılmaması gerektiğini vurguladı. Gerçek anlamda anı yaşamanın, farkındalıkla ve bilinçli bir şekilde hayatın içinde bulunmak anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<h3>Aile huzuru, toplumsal huzurun temelidir</h3>

<p>Programda birey, aile ve toplum arasındaki ilişkiye de dikkat çekildi. Melek Hüsen, bireyin iç huzurunun aileye, ailedeki huzurun ise topluma yansıdığını belirterek, sağlıklı bir toplumun temelinin sağlıklı bireyler ve ailelerden geçtiğini söyledi.</p>

<p>Modern çağda konfor arttıkça mutluluğun da artacağı yönündeki yaygın inanışa değinen Melek Hüsen, konforun tek başına mutluluk getirmediğini ifade ederek, “İnsan ruhu sadece konforla tatmin olmaz. Anlam, aidiyet ve değer duygusu, mutluluğun vazgeçilmez unsurlarıdır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ramazan ayı ruhsal denge için bir fırsat</h3>

<p>Ramazan ayının manevi ve psikolojik etkilerine de değinilen programda Melek Hüsen, orucun sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma süreci olduğunu ifade etti. Bu dönemin insanın kendini gözden geçirmesi, iç dünyasını güçlendirmesi ve farkındalığını artırması için önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>

<p>Program boyunca ayrıca aile danışmanlığı süreçleri, insanların en çok hangi konularda destek aradığı, müziğin ruh sağlığı üzerindeki etkileri, ekran bağımlılığı, kitap okuma alışkanlıkları ve modern yaşamın psikolojik yansımaları da ele alındı.</p>

<p>Dinleyicilerden yoğun ilgi gören programda, mutluluğun dış koşullardan çok insanın iç dünyasıyla ilgili olduğu mesajı öne çıkarken, manevi ve psikolojik dengenin bireysel ve toplumsal huzur için temel bir unsur olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Gündem, Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/uzman-psikolojik-danisman-melek-husen-gercek-mutluluk-insanin-ic-dunyasiyla-kurdugu-dengede-sakli</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/02/melek-husen-haber.jpeg" type="image/jpeg" length="42029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Rumuz Goncagül” 3 Mart’ta Uşak’ta sahnelenecek]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/rumuz-goncagul-3-martta-usakta-sahnelenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/rumuz-goncagul-3-martta-usakta-sahnelenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Rumuz Goncagül”, 3 Mart Salı günü Uşak Atatürk Kültür Merkezi sahnesinde tiyatroseverlerle buluşacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img align="left" alt="Rumuz Goncagül (2)" height="711" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/02/rumuz-goncagul-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:10px" width="400" />Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından illerde kültür ve sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında Uşak’ta önemli bir tiyatro etkinliği daha sanatseverlerle buluşuyor.</p>

<p>İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı olan ve Türk tiyatrosunun sevilen eserleri arasında yer alan Rumuz Goncagül, 3 Mart 2026 Salı günü Atatürk Kültür Merkezi sahnesinde izleyici karşısına çıkacak.</p>

<p>Güçlü hikâyesi, karakter derinliği ve sahne performansıyla dikkat çeken oyun, izleyicilere hem keyifli hem de düşündürücü bir tiyatro akşamı yaşatmayı hedefliyor. Devlet Tiyatrolarının nitelikli prodüksiyonları arasında gösterilen eser, profesyonel oyunculuk performansları ve sahne tasarımıyla Uşaklı sanatseverlere üst düzey bir tiyatro deneyimi sunacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yerel ölçekte kültürel etkinlikleri artırmaya yönelik projeleri kapsamında sahnelenecek olan oyun, kentte tiyatro kültürünün gelişmesine katkı sağlaması bakımından da önem taşıyor. Etkinliğin, farklı yaş gruplarından sanatseverleri aynı salonda buluşturması ve tiyatroya olan ilgiyi canlı tutması bekleniyor.</p>

<p>Yetkililer, tüm tiyatroseverleri 3 Mart Salı günü Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenecek “Rumuz Goncagül” oyununu izlemeye davet etti. Gösterimin biletleri Atatürk Kültür Merkezi bilet satış noktalarından temin edilebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/rumuz-goncagul-3-martta-usakta-sahnelenecek</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2026/02/rumuz-goncagul-1.jpeg" type="image/jpeg" length="54152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğan Cüceloğlu Ölüm Yıldönümünde Anılıyor]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/dogan-cuceloglu-olu-yildonumunde-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/dogan-cuceloglu-olu-yildonumunde-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samimiyetini kalemiyle, cümleleriyle okura çok net bir şekilde aktarmayı başarış olan yazar Doğan Cüceloğlu ölüm yıldönümünde saygı ve özlemle anılıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğan Cüceloğlu 1938 yılında Mersin Silifke’de on bir çocuklu bir ailenin on birinci. Çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi Zehra hanım daha 19 yaşındayken 60 yaşındaki bir kadıyla evlendirilmiş. Annesi doğum yaparken çocuğunu kaybetmiş ve onun ardında da bir süre sonra kadı vefat etmiş. Annesi de Silifke’ye gelmiş. Bu noktada Doğan Cüceloğlu’nun babası da ilk eşi Behiye hanımla evlendi ve bu evlilikten beş erkek çocuk dünyaya geldi.</p>

<p>Cüceloğlu doğduğu zaman babası Doğan Cüceloğlu ile ilgili tuttuğu günlüğe “ sakin, sürekli gözlemleyen bir çocuk” yazmıştı. Bu durum Canan Dila tarafından Doğan Cüceloğlu’na sorulduğu zaman “ sanki bu dünyayı bir anlayayım diye doğmuşum” cevabını vermişti.</p>

<p>Kişisel gelişim kitapları ve televizyon programları ile herkes tarafından bilinen seminerler, konferanslar ve atölye çalışmaları yapan, deneyimlerini her zaman kitaplarında ve konuşmalarında insanlara aktaran Psikolog ve Akademisyen Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, 16 Şubat 2021 yılında hayatını kaybetti.</p>

<p>Günümüzde ise Cüceloğlu hala sevgi ve saygıyla anılmaya devam ediyor.</p>

<p>Doğan Cüceloğlu ölüm yıldönümünde sosyal medya da yapılan paylaşımlar ile yeniden hatırlandı.</p>

<p>TRT 2 yaptığı sosyal medya paylaşımında "Sen kendi gözünde değerini kaybedersen sahip olduğun her şey değerini kaybeder." Doğan Cüceloğlu’na rahmetle... İfadelerini kullandı.</p>

<p>Beşiktaş Belediyesi Bağımsız Başkan Adayı Nasuh Mahruki ise &nbsp;“Değerli Doğan Cüceloğlu, bir çoğumuz gibi benim de hayatımda çok özel bir yere sahipti. "Kendi Everest'inize Tırmanın" kitabımın önsözünü de yazarak beni onurlandırmıştı. Hala kendisinden, yazdıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Aramızdan ayrılışının yıl dönümünde saygıyla anıyorum.” Diyerek andı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Grup Başkanvekili | Mersin Milletvekili | Ali Mahir Başarır’da “Annen yok, kimsen yok…”Değerli Bilim İnsanı, Psikolog ve Yazar Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nu vefatının yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum.” İfadeleriyle paylaşımda bulundu.</p>

<p>Daha nicesi sosyal medyada Doğan Cüceloğlu’nun sözlerini paylaşarak ölüm yıldönümünde Doğan Cüceloğlu’nu yalnız bırakmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/dogan-cuceloglu-olu-yildonumunde-aniliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Feb 2024 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/dcuceloglu.jpg" type="image/jpeg" length="89379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[13 Şubat Dünya Radyo Gününün 13.Yıl Dönümü]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/13-subat-dunya-radyo-gunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/13-subat-dunya-radyo-gunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[100 yıla yakın radyo geçmişi  olan Türkiye’de 13 Şubat Dünya radyo Gününün 13. Yıl dönümü anılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1880’lerin sonunda Heinrich Hertz’in elektromanyetik dalgalarla elektriğin iletilebileceğini keşfetmesi ile birlikte radyoya giden ilk adım atılmıştır. Bu adımın ardından radyo yayıncılığı Dünya da ve Türkiye’de filizlenmeye başlamış ve önemli bir yere sahip olmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de ise radyo yayıncılığı, dünyadaki ilk radyo yayınlarından bir kaç yıl sonra 1927’de bir şirketin kurulmasıyla başladı. Türkiye’de ilk radyo yayını Büyük Postane’de bir odadan postane kapısı üzerine kurulan bir verici ile halka müzik dinletilerek Telsiz Telefon Türk A.Ş. tarafından İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirildi.</p>

<p>Türkiye’de İstanbul Radyosu’nda ilk anons Eşref Şefik Atabey tarafından dinleyicilere şu şekilde aktarıldı:</p>

<p>“Alo Alo, Muhterem Samiin Burası İstanbul Telsiz Telefon 1200 metre tul-u mevç, 250 kilosikl&nbsp;Bugünkü tecrübe neşriyatımıza başlıyoruz.”</p>

<p>1936 yılında çıkarılan bir kararname ile radyo yayıncılığı PTT’ye devredilerek, kamusallaştırıldı.&nbsp;</p>

<p>Dünya Radyo Günü'nü 13. yıl dönümünde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), &nbsp;"Bilgilendiren, eğlendiren ve eğiten bir yüzyıl" temasıyla kutluyor.</p>

<p>Her yılın 13 Şubat günü UNESCO verilerinden derlenen bilgilere göre, UNESCO'ya üye ülkeler tarafından 2011'de ilan edilen ve 2012'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından uluslararası BM günü altında "Dünya Radyo Günü" olarak kutlanıyor.</p>

<p>UNESCO "Bilgilendiren, eğlendiren ve eğiten bir yüzyıl" temasıyla dünya genelindeki tüm radyo endüstrisini, yüzyıllık yolculuğunun bu özel ve önemli dönüm noktasında, küresel kutlamasına katılmaya davet ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/13-subat-dunya-radyo-gunu</guid>
      <pubDate>Tue, 13 Feb 2024 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/fonstolaru-148206.jpg" type="image/jpeg" length="69526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cem Karaca'yı Saygı ve Özlemle Anıyoruz...]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/cem-karacayi-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/cem-karacayi-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1945 yılında İstanbul’da doğan Cem Karaca, 8 Şubat 2004 yılında 58 yaşında iken yine İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1945 yılında İstanbul’da doğan Cem Karaca, 8 Şubat 2004 yılında 58 yaşında iken yine İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.<br />
Annesi de babası da tiyatro sanatçısı olan Cem Karaca Ermen kökenli İrma Felekyan ve Azeri Türkü Mehmet Karaca’nın oğludur.<br />
Uzun saçları, bıyıkları, hiç çıkarmadığı gözlükleri ve yüzükleriyle o dönemde özgürlüğünü ortaya koyuyordu.&nbsp;<br />
Sömürenlere, adaletsizliğe, haksızlığa, kapitalizme, şarkılarıyla cevap verir karşısında dururdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Bazıları halkın sesi derken bazıları köylülüğe özendiriyor diye eleştirdi bazıları solun sesi dedi bazıları da hangi soldan bahsediyorsunuz diye eleştirilerde bulundu. Yetmedi, Almanya’ya sürgün edildikten sonra da Almanya’ da vatansız vatansever Türkiye de ise sakıncalı komünist olarak anıldı.</p>

<p><br />
Katıldığı bir programda kendisine siyasi görüşü sorulduğunda ise “derler ne derler ne derlerse desinler” diye cevap veriyor.&nbsp;<br />
Her konuda eleştirilen Cem Karaca Barış Manço ile yaptığı bir programda kendisine gelen soru üzerine “biri de bana gelip Cem sen kimsin diye sorduğunda ben Türküm ve Müslümanım bu benim kimliğimdir cevabını veririm” diyordu.</p>

<p><br />
Şarkılarıya, duruşuyla, konuşmalarıyla hafızamızda yer edinen sanatçının babasını hayali aslında bu değildi. Baba Mehmet Karaca oğlunun diplomat olmasını istiyor sanatçı olmasına da tamamen karşı çıkıyordu. Hatta konserlerine parayla adam tutuyor Cem Karaca’yı yuhalatıyordu. Fakat ne babası, ne sürgün edilişi ne de bitme bilmeyen eleştiriler Cem Karaca’nın şarkı söylemesini engelleyemedi.</p>

<p><br />
Cem Karaca dolu dizgin geçen 58 yıllık yaşamına 41 plak, 27 albüm ve 8 kaset sığdırdı.<br />
Her şarkısında bizlere hem kendi derdini hem de halkın derdini anlattı. Derdi vardı Cem Karaca’nın o yüzden daha ne yazsa şarkısında sesiyle yaşar ve yaşatırdı.</p>

<p><br />
Her zaman işçinin, ezilenin, haksızlığa uğrayanın yanında olmayı kendine görev edindi, konserlerine bile yağlı bir işçi tulumuyla çıkarak işçisin sen işçi kal diyerek tüm ülkeye sesini duyurdu.&nbsp;</p>

<p><br />
Hiç kimseyi unutmayıp herkesin sesi olmaya özen gösteren Cem Karaca Almanya’ya göçen Türk işçilerin sorunlarını da şarkılarıyla anlattı.</p>

<p><br />
1980 darbesinden sonra iki yıl hapis cezası aldı ve şarkıları ülkede yasaklandı. Söylediği 1 Mayıs şarkılarıyla Komünizm propagandası yapma sebebiyle arananlar arasındaydı.&nbsp;Bu süreç içerisinde Almanya’da konserde olan Cem Karaca ülkesine dönemedi. Vatanı için şarkılar yazan o adam vatan haini ilan edildi, şarkıları yasaklandı. Yine de vazgeçmedi şarkılarının yasaklanmasını da yine şarkıya anlattı.<br />
Almanya’da kaldığı dönemde Nazım Hikmet şiirlerinin besteleri olan hasret albümünü yayınlıyor.&nbsp;Almanya’da geçirdiği özlem dolu 8 yılın ardından sağ sol çatışmasının ortasında olan ülkesine döndü. Döndüğünde ise solcu arkadaşları tarafından eleştirildi. Cem Karaca buna da sessiz kalmadı ve yine şarkılarıyla cevap vererek oh be şarkısını söyledi.</p>

<p><br />
Derdi vardı Cem Karaca’nın bireysel değildi bu dert, benim derdim, senin derdin, işçinin, öğrencinin, halkın derdini benimsiyordu.&nbsp;<br />
Aşkı savda kuşun kanadında diyerek, özlemi sensiz ellerim üşür içerimde kar yağar diyerek anlatır.</p>

<p>İçinde yaşadığı dönemin siyasetini anlatmak için de bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete der. Aşk acısını ayrılığı kırgınlığı da sen de herkes gibisin diyerek anlatır. Hayattan hiçbir şeyim az olmadı senin kadar diyerek de başını alıp bir anda gidenlere seslenmiştir. Çok şey söyler Cem Karaca, ama çok da yorulur ve çok yorgunum beni bekleme kaptan der. Yorulur belki ama şarkıları hiç susmaz Cem Karaca’nın ve Safinaz şarkısıyla 16 yaşındaki Safinaz isimli bir çocuğun derdini anlatır. Safinaz’ı neden yazığını soranlara da “ben bunları Safinazlara acıdığımdan yapmadım, acıyamam ki ama Safinazları bu hale düşürenler ile olan kavgam sizi ve her şeyi kurtarana dek sürecektir.” Cevabını veriyor.&nbsp;</p>

<p><br />
Sürerim Buluttan anıları diyerek ise vefat eden annesini anar.</p>

<p><br />
&nbsp;Yılmadan bıkmadan kendisini eleştirenleri yine es geçmez ve şarkılarıyla bu defa aydınları tiye alır.&nbsp;</p>

<p><br />
Diyorum ya herkese ve her şeye şarkısı var Cem Karaca’nın hatta köfteye bile. Kapitalizmin yemeklere de sıçradığını gören Cem Karaca köfteleri de hamburgerlere karşı savunmuş hamburger go home yaşasın köfteler diyerek köftelerin hakkını da kimseye yedirmemiştir.&nbsp;</p>

<p><br />
Şarkılarıyla güldüren, ağlatan, düşündüren, uzun uzu uzaklara daldıran Cem Karaca bugün hala büyük bir değer olarak anılıyor.<br />
Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar diyen Cem Karaca ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni, doğarken ağladı insan bu son olsun diyerek kaç yaşınızda olursanız olun sesiyle gözyaşlarınızı siliyor ve babacan bir tavırlar gelecek yıllarda umut var diyerek elimizi hiç bırakmıyor.</p>

<p><br />
Biz de şarkılarını da içindeki anlamları da cebimize koyuyor, Cem Karaca’nın her şeye ve herkese karşı ola dik duruşunu şarkılarını söyleyerek gelecek nesillere taşıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/cem-karacayi-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/whatsapp-image-2024-02-08-at-154638.jpeg" type="image/jpeg" length="60059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uşak’ta 10 - 16 Milyon Yıllık 2 Ağaç Bulundu!]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/usakta-10-16-milyon-yillik-2-agac-bulundu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/usakta-10-16-milyon-yillik-2-agac-bulundu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uşak’ın Banaz İlçesin’in Ayrancı Köyü yakınlarında  10 ila 16 milyon yıl öncesine ait olduğu bilinen ağaçlar koruma altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Ayrancı köyünün yakınlarında bulunan orman kesim sahasında üst tabakasının bir bölümü taşlaşmış iki ağaç kalıntısı hakkında Uşak Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selahattin Polat ağaç fosilleri hakkında açıklamalar da bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Selahattin Polat tarafınca yapılan incelemeler ve Cerrahpaşa Üniversitesi Orman Fakültesinde yapılan analizler sonucunda, ağaç fosilinin Orta Miosen dönemine yani günümüzden 10 ila 16 milyon yıl önceki jeolojik zamanına ait olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>2023 yılının ekim ayında İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencilerinden, Ayrancı köyü nüfusuna kayıtlı Onur Erdem tarafından&nbsp;bulunduğunu açıklayan Doç. Dr. Selahattin Polat aynı zamanda bulunan fosiller hakkında da bilgiler verdi.</p>

<p>Doç. Dr. Selahattin Polat, bulunan ağaçlar hakkında “Bulunan ağaç fosilleri bizlere 10 ile 16 milyon yıl önce iklimin nasıl olduğunu, hangi ağaç türlerinin burada yaşadığını, yani eski coğrafi özelliklerini bu fosiller sayesinde tespit edebiliyoruz. Nadir oluşumlar bunlar. Bu ağaç fosilleri çok nadir olarak Türkiye’de bulunuyor.” Dedi.</p>

<p><img height="583" src="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/agac-fosili-2-1.jpg" width="602" /></p>

<p>Ağaç fosilleri bölgeden alınarak Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'nde koruma altına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/usakta-10-16-milyon-yillik-2-agac-bulundu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/agac-fosili-usak.jpg" type="image/jpeg" length="52888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim Dülger'i Saygı ve Rahmetle Anıyoruz.]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-ibrahim-dulgeroglunu-saygi-ve-rahmetle-aniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-ibrahim-dulgeroglunu-saygi-ve-rahmetle-aniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ İnsanları şarkı söylerken güldürmek isteyen, neşesi kelimelerinden de kahkahalarından da taşan o kişi kim? Prof. Dr. İbrahim Dülger. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lisansını 1987 yılında Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlayan Prof. Dr. İbrahim Dülger (55), yüksek lisansını 1990 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ceza ve Ceza Usul Hukuku Bilim Dalı Kamu Hukuku alanında tamamlayarak, alan üzerine doktora yaptı.&nbsp;</p>

<p><br />
Milli konulardaki hassasiyeti ve çalışmalarıyla da bilinen Dülger, Uşak’ta iki dönem Milliyetçi Hareket Partisi &nbsp;Milletvekili adayı olarak da görev yapmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Çok sayıda kitap yazmış olan Prof. Dr. İbrahim Dülger aynı zamanda Türkiye Barolar Birligi Delegesi, Konya Barosu Üyesi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunları Derneği ve Türk Hukuk Enstitüsü Üyeliği de yapmıştır.</p>

<p><br />
Tüm bunların yanında Prof Dr. İbrahim Dülger’in müzisyen kimliği de vardı. Videonun başında dinlediğimiz kahkaha sesi aslında bir şarkı. Hatta o dönemin en çok izlenen programlarından biri olan, Okan Bayülgen'in sunduğu ZAGA programına da konuk olarak, "ha ha" isimli şarkıyı söylemiş ve Tüm Türkiye’nin dikkatini çekmiştir.&nbsp;</p>

<p><br />
Ve büyük bir keyifle verdiği dersleriyle çok sayıda öğrenci, akademisyen, avukat, hâkim ve savcının hukukçu kimliği kazanmasında da emeği geçen prof. Dr. İbrahim Dülger, kalp&nbsp;krizi geçirerek hayatını kaybetti.</p>

<p>Uşak’lı olan Prof Dr. İbrahim Dülger'in cenazesi Şekerevler Mezarlığı’na defnedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/prof-dr-ibrahim-dulgeroglunu-saygi-ve-rahmetle-aniyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/dya7z5swkaaxsiz.jpg" type="image/jpeg" length="56673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Barış Manço'yu Saygı ve Özlemle Anıyoruz...]]></title>
      <link>https://www.ugurmedya.com.tr/baris-mancoyu-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ugurmedya.com.tr/baris-mancoyu-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Ölüm Yaşam Uykusundan Uyanmaktır. “Diyor Barış Manço.
2 Ocak 1943 yılında doğmuş ve 1 Şubat 1999 yılında da hayatını kaybetmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;">Ama Barış Manço 56 yıllık yaşamında gelecekteki bizler için çok şey sığdırdı. Ezbere bildiğimiz çok kıymetli şarkılar, eğlenirken öğren ışığında ilerleyen programlar, hikayeler ve öğütler bırakmıştır bizlere.</p>

<p style="text-align: justify;">Peki, Barış Manço’yu daha yakından tanımaya ne dersiniz?</p>

<p style="text-align: justify;">Tam ismi Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço olan sanatçı, Barış ismini alan ilk kişidir. Peki, bu isimlerin anlamı nedir? İkinci dünya savaşının sonlarına doğru insanlar Barış özlemi duyarken Barış Manço’ya ilk olarak Barış ismini koyuyorlar. Daha sonra ise Mehmet ismini yani dedesinin ismini alıyor. Bunların ardından ailede çok sevilen bir bireyin vefat etmesi üzerine ismini hep anmak için Barış Manço’ya Yusuf ismi de koyulmuştur. Peki, Tosun ismi? Barış Manço, doğduğunda 5.5 kiloya yakın olduğu için hastanedeki hemşirelerde bu bebeğin ismi Tosun olmuş demişler ve Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço kayıtlara geçmiştir. Ama daha sonra okul yıllarında yaşayabileceği zorluklardan dolayı Mehmet Barış Manço olarak yeniden değiştirilmiştir.</p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;">Henüz 1.5 yaşındayken müziğe ilgisi başlayan Barış Manço, ilk kez 1957’de amatör olarak müzik hayatına ilk adımını attı ve hiç silinmeyecek izlerin temelini işte bu yıllarda attı.</p>

<p style="text-align: justify;">Kimdi Barış Manço?</p>

<p style="text-align: justify;">Müzisyendi, Seyyahtı, Siyasetçiydi, bilgeydi ve bir ülke dolusu çocuğun babasıydı.</p>

<p style="text-align: justify;">El hareketleriyle hafızamıza kazınan Barış Manço, işitme engelliler için işaret dilini öğrenmiş dünyadaki ilk sanatçıydı.</p>

<p style="text-align: justify;">69 Eserinde 38 atasözü, 283 deyim kullanarak dilimizin, kültürümüzün öneminin altını çizmiştir.</p>

<p style="text-align: justify;">Yaşamış, yaşadıkça hikayeler bulmuş hikayeler buldukça da sevenlerine her cümlesi bir anlam taşıyan şarkılar bırakmıştır. Benim Rüyam olarak isimlendirdiği besteleriyle, sonu gelmeyen koca bir neslin rüyalarına ortak olmuştur.</p>

<p style="text-align: justify;">7 den 77 ye herkesin gönlünde taht kuran Barış Manço, herkese hitap etmeyi başarabilmiş nadir sanatçılardan bir tanesidir.</p>

<p style="text-align: justify;">Adam Olacak çocuklar programında her çocuğun eline 10’ar puanlık kartlar verir her çocuğu 50 tam puan ile şampiyon olarak uğurlardı. Çünkü her çocuk kendi hayatının kahramanıydı. Çünkü önemli olan yarış değil Barıştı.</p>

<p style="text-align: justify;">Adam Olacak Çocuklar programını yapmadığı zamanlar da ise yaşlılar için kahvaltı programı yapardı.</p>

<p style="text-align: justify;">Hem çocuklara hem de yaşlılara aynı özenle yaklaşırdı. Bizlere de aslında hep bunu öğütlerdi.</p>

<p style="text-align: justify;">Şarkılarıyla elimizden tutup bizi hiç girmediğimiz yollara, bilmediğimiz masallara götürürdü. Barış Manço’nun herkese ve her şeye yazılacak bir şarkısı vardı.</p>

<p style="text-align: justify;">Babaannesin vefatından sonra yazdığı Gülpembe hepimizin hala ezbere bildiği bir şarkıdır. Ya da Bremen mızıkaları masalının kovulmuş eşeğini konu edinen arkadaşım eşek şarkısı hala hepimizin dilindedir.</p>

<p style="text-align: justify;">Şarkılarıyla, sözleriyle herkesi kendine hayran bırakan Barış Manço günün birinde bir kadına aşık olmuştur. Dayanamayıp kadının kapısını çalmış eve aşkını itiraf etmek istemiştir. Tam aşkını itiraf edecekken arkadan geçen seyyar bir satıcı Domates biber patlıcan diye bağırmıştır. O heyecanla söyleceklerini unutan Barış Manço aşkını itiraf etme fırsatını da kaçırmıştır.</p>

<p style="text-align: justify;">Aşkı da yazmıştır Barış Manço, iki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda diyerek iki kol düğmesiyle ayrılığı da anlatmıştır. Unutmanın ne kadar zor olduğunu da es geçmemiş, ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca demiştir.</p>

<p style="text-align: justify;">Yine çocukları da unutmamış günaydın çocuklar şarkısıyla çocuklara savaşın kötülüğünden bahsedip, sevgisini sözlere sığdırmış öyle uyandırmıştır çocukları.</p>

<p style="text-align: justify;">Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın diyerek bir kış gününde hasta olanları da unutmamıştır.</p>

<p style="text-align: justify;">Tüm Dünyayı gezmiş her ülkede kendi izini bırakmıştır. Hatta Hemşerim Memleket Nire şarkısıyla dünya barışını desteklemiş ve ırkçılığa hayır demiştir.</p>

<p style="text-align: justify;">Ve her şarkısında, her sözünde bize hep bir şeyler anlatmış geriye bir Barış bırakmıştır.</p>

<p style="text-align: justify;">Vefat ettiği günün akşamında Modadaki evinin önünde toplanan tüm sevenlerininin arasından bir hanımefendi bence yaşatacağız onu hiç öldürmeyeceğiz derken çok haklıydı.</p>

<p style="text-align: justify;">Hatırlıyor musunuz, bu ülkeden bir Barış geçti demeyeceğim sizlere çünkü unutulan hatırlanır.</p>

<p style="text-align: justify;">Biz Barış Manço’yu yaşayan ve yaşatan adam olacak çocukları olarak onu hiç unutmayacağız.</p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Uşak'ta Yaşam-Kültür/Sanat</category>
      <guid>https://www.ugurmedya.com.tr/baris-mancoyu-saygi-ve-ozlemle-aniyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ugurmedyacomtr.teimg.com/crop/1280x720/ugurmedya-com-tr/uploads/2024/02/5737-wqeod.jpg" type="image/jpeg" length="77889"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
